‘‘Şehrimize gelen turistleri gezdirecek tarihi yerlerimiz çok azdı. Dolayısı ile şehrimize girmiyorlardı. Geçmişimizden bize miras kalan Katırcılar Hanı’nı restore ettik. Buranın altını kafe restoran yaptık. Üst katında bulunan odalardan birini burada konaklamış olan Nazım Hikmet’e ayırdık Vâlâ Nurettin ile yan yana sohbet ederlerken balmumumdan birer heykellerini yaptık. Duvarlara da şiirlerinden ve anılarından alıntılar yaparak astık.

Diğer odalarda da Neyzen Tevfik’i, oturduğu postun üzerinde kendinden geçmiş bir şekilde ney üflerken; Şair Dertli’ yi ise saz çalarken hem göze hem de kulağa hitap edecek şekilde dramatize ettik.

Duvarları şiirleriyle süsledik.’’ dediniz de;

Turistler gelmediler mi?

***

‘‘Yıllardır atıl vaziyette kalan, ‘Ha bugün ha yarın restore edilir’ diye beklediğiniz Kızılay Hamamı’ nın da restorasyonunu yaptık. Burası yemyeşil bahçesiyle bir cazibe merkezi oldu. Eşinizi dostunuzu alıp kafesinden, restoranından faydalanabilirsiniz.

Ayrıca Yıldırım Bayezıd Camii’ nin altında ki pasajda bulunan ve ardiye olarak kullanılan işyerleri de restore edilerek turizme hizmet edecek bir hale getirildi.’’ dediniz de;

Gitmedik mi?

***

‘‘Şehrimizin babası olan İzzet Baysal’ın müzesi Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ndeydi. Ancak kimse ziyaret edemiyordu.

İzzet Babamıza şehir merkezinden yer bulduk. Gelen misafirler bu müzeyi geziyorlar.

Gezerken de, ‘Baba evladına bağ bağışlamış, evlat babasına bir salkım üzüm bağışlamamış.’ atasözü ‘Bolulular için geçerli değilmiş.’’ dedirttiniz de;

Duymadık mı?

***

‘‘Pek çok il ikinci Millet Bahçesi’ ni yaparken, bizim Millet Bahçesi hâlâ daha vatandaşın hizmetine açılamamıştı.

İşleri hızlandırdık. Alanı sadece klasik bir park veya millet bahçesi olmaktan çıkararak, Türk dünyasını birleştiren tematik bir cazibe merkezine dönüştürdük.

Köroğlu’nun hatırasını yaşatmak için film afişleri, adına yazılmış kitaplar, tablolar ve dönemsel objeler özel bir sergi alanında bir araya getirdik. Köroğlu Destanını anlatan panoramik müzeyi de ihmal etmedik.

Çok yüksekte kaldığı için detayları net seçilemeyen devasa anıtı, ziyaretçilerin daha rahat inceleyebileceği ve sanatsal estetiğini kavrayabileceği uygun bir seviyeye indirdik. Destanın ruhuna sadık kalınarak Köroğlu'nun simgesi olan yiğitler (koçaklar), heykele giden yolda heykelleriyle yerlerini aldılar. Gidiniz görünüz.’’ dediniz de;

Size İşte Köroğlu’nu sahiplenecek şuur, işte vizyon budur!’ diyerek cevap vermedik mi?

***

‘‘En büyük eksiklerimizden biri Bolu Evi idi. Aktaş Mahallesi’nde bulunan Yeşil Konak’ı Bolu Evi’ne dönüştürdük.

Misafir odası, mutfağı, yatak odası, tuvalet ve banyosu, kileri geçmiş kültürümüzü anlatıyor. Mutlaka görünüz, bir zaman yolculuğu yapınız.’’ dediniz de;

Gitmedik mi?

***

‘‘Büyük Camii Mahallesi’ nde bulunan tarihi Arasta restore edilmiş, ancak ‘Tatlı Kardeşim Sokak ile ilgili bir çalışma yapılmamıştı. Bu sokakta bulunan 20 ye yakın dükkân var. Ancak üç veya dördü çalışıyor, diğer dükkânlar ise izbe bir vaziyette duruyordu.

Burayı da elden geçirdik ve semercilik, yemenicilik, nalbantlık, yorgancılık gibi unutulmaya yüz tutmuş olan geleneksel zanaatları yaşatmak için sokak müzesi haline dönüştürdük.’’ dediniz de;

‘Helal olsun!’ demedik mi?

***

Kıymetli Dostlar!

D100 karayoluna yapılacak olan dalçıklar, Bolu Mutfak Merkezi, Tarihi Bolu Fotoğrafları Müzesi gibi yapılacak daha o kadar çok ‘ Mİ ?’ var ki.

Bu dileklerimizi gerçekleştirebilir miyiz?

Evet!

Ancak bunları gerçekleştirmek için gerekli olan isteme cesaretini ve kararlılığını göstermesini bilirsek; bir olup ilgili makamları itersek…

Şehrimiz kadir kıymet bilenlere emanet.