Ressam Mehmet Yücetürk Sanat Merkezi’nin önünden geçerken, içeriden gelen bir ses kulağıma çalındı…

Ferdi Tayfur, 'Hatıran Yeter' şarkısını söylüyordu.

Dayanamayıp içeriye girdim. Ressam Dr. Mehmet Acar, Ferdi Tayfur’un anısına yaptığı karakalem resim çalışmalarını sergiliyormuş.

Sergiyi dolaştıktan sonra Sayın Mehmet Acar ile tanıştım.

Ardından sanat merkezi çalışanları Fidan Hanım ve Hayriye Hanım ile birlikte çaylarımızı yudumlarken, Şubat ayının 2’sinde kaybettiğimiz Mete Ferah Ağabeyimizi de sevgi ve özlemle yâd ettik.

***

Tolstoy, “Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu bir şey kaybettirmez” der. Hayattayken Mete Ferah’ın sosyal medyada paylaştığı ve kişilere bile teker teker gönderdiği o samimi fotoğraflar kimimize sıradan gelirdi.

Oysa o kareler, Bolu’nun kültür ve sosyal hayatına tutulan birer aynaymış.

Değerini ne zaman anladık?

Elinden fotoğraf makinesini hiç düşürmeyen o güzel insan aramızdan ayrıldıktan sonra...

***

Biz onu hep elinde fotoğraf makinesiyle, etkinlikten etkinliğe koşarken gördük. Gün geldi açılışı yapılan sergilerdeydi, gün geldi belediye meclisi toplantısındaydı.

Ressam Mehmet Yücetürk Sanat Merkezi’ndeki etkinlikleri kaçırmaz, Anıt Park’ta bir kalabalık varsa Mete Ağabey oraya koşardı.

O, tabiri caizse hayatı ve anı ölümsüzleştiren bir zaman avcısıydı.

***

Çektiği o fotoğraf karelerinin içine herkesi teker teker çağırıp katardı. Ama “Hatıranın içinde ben de olayım” düşüncesinde pek olmazdı.

Kadrajın arkasına gizlenen bu güzel insan, bu muazzam hizmeti karşılığında kimseden ne bir alkış ne de bir menfaat beklerdi.

Gönüllülük hırkasını üzerine öyle bir giymişti ki yaptığı iş bir vazife değil, şehre duyulan karşılıksız bir sevgiydi.

***

Mete Ağabey hayattayken Bolu’nun sosyal hafızası canlıydı. Sayesinde her sergiden, her sanatsal dokunuştan anında haberimiz olur, onun objektifinden şehri izlerdik. Belediye meclisi toplantısının gergin ya da sakin geçtiğini, fotoğrafladığı insanların yüzlerindeki ifadelerden anlardık.

Şimdilerde ise ne belediye meclisinden bir görüntü var ne Sanat Merkezi’nin koridorlarından bir yankı ne de Anıt Park’ın coşkusundan bir kare…

Dedik ya; ağabeyimiz saf bir amme hizmeti sunuyormuş şehrimize.

***

Mete Ağabey’in ardından Bolu’da kalan o derin sessizlik, Tolstoy’un o meşhur sözünü tersten fısıldıyor içimize: Bir insan, meğer bir şehre koca bir ruh katabiliyormuş.

Onun "Haydi, bu anı ölümsüzleştirelim!" diyen o daveti sustuğundan beri, sanatsal ve kültürel etkinliklerimizde ve sosyal hayatımızda bir eksiklik var sanki.

Hatıran yeter Mete Ağabey! Ruhun şad, mekânın cennet olsun.

Muharrem Demirel

23.08.2026