Temmuz ayının ilk haftasında Kick Boks Şampiyonası için 66 ilden yaklaşık 3.000 sporcu ve teknik ekip geldi şehrimize.

Yüzme Yarışmaları için ise 56 kulüpten 826 genç sporcu

Bu kadar mı?

Hayır!

Bunların yanında evlatlarının heyecanlarına ortak olmak isteyen aileler, hakemler ve izleyiciler var.

Spor turizmi için gelen bu insanlar otellerde, pansiyonlarda ve misafirhanelerde kaldılar.

***

Üniversite öğrencilerinin tatil için ayrılmalarından sonra şehrimiz tenhalaşmış, dolayısıyla restoranlarda ve kafelerde canlılık azalmıştı.

Yaklaşık 10 bin insanın şehrimize gelmesi buralarda canlılığı artırdı; hediyelik eşya satan işyerleri de bu hareketlilikten nasibini aldı.

Bu ve bunun gibi organizasyonların Bolu’muza gelmesine vesile olan Gençlik ve Spor Müdürümüz Emrullah Güler Bey’i, personelini ve ilgili spor il temsilcilerini kutlamamak elde değil.

***

İşte bugünlerde Taşhan’da bulunan Berber Hasan Sağlam’ın yanına uğradım. Recai Şenlik Hocam, Garip Yunus Bayram ve Arçelik’ten emekli İsmail Gündüz gibi pek çok dost oturmuş sohbet ediyorlardı.

Ali Yerli kardeşimizin getirdiği çaylarımızı içerken koşmakta olan bir çocuk önümüzde düştü, gittim kaldırdım. O anda bir beyefendi geldi yanıma, teşekkür etti. Arkasından da masalarına davet teklifi geldi.

Davete icabet ettim. Müsabakalara katılan çocukları için gelmişler. Tanışma faslından sonra sordum:

‘‘Şehrimizi beğendiniz mi?’’

Temizlik konusunda gönlümüzü hoş eden cevaplar verdiler. ‘‘Yaya geçitlerinde sürücülerin yayaya olan saygısı mükemmel.’’ dediler.

Dönel kavşak konusunda, ‘‘Kavşağa giren sürücüye yol vermek kural. Ama anlamadığımız, ‘kavşağa giren de girmeyen de’ birbirine yol vermek için yarış ediyor. Anlaşılmaz bir kural oturmuş.’’ diyerek şaşkınlıklarını ifade ettiler.

***

Dışarıdan gelen bu insanların şehrimiz ile ilgili tespitlerinden mutlu olduk, gururlandık.

Bir soru daha sordum misafirlere:

‘‘Övgüleriniz bizi mutlu etti, peki eleştirileriniz yok mu?’’

‘‘Otopark’’ dediler. ‘‘Trafiğe kapalı olan caddenizde rahatça gezemedik, bisikletlerin, scooter’ların sağımızdan solumuzdan geçmelerinden rahatsız olduk.’ dediler.

‘Bolu’daydık’ mesajımızı Köroğlu Heykeli’nin önünde selfie çekerek verdik. Ancak ismi BOLU ile özdeşleşmiş olan Köroğlu’nun sadece bir heykele hapsedilmiş olması bizde hayal kırıklığı yarattı.’’ dediler.

‘‘Tanıdıklarınıza Bolu’muza gelmeleri için tavsiyede bulunur musunuz?’’ diye sordum.

‘Abant’ı, Gölcük’ü gezdik’ buralara mutlaka gelip görmeliler. Ancak aynı şeyi şehir merkezi için söyleyemiyoruz.’’ diyerek inceden bir mesaj verdiler.

***

Misafirin gözü önemlidir. Çünkü misafir, bizim görmeye alıştığımızı ilk bakışta fark eder. Övgüsü de kıymetlidir, eleştirisi de…

İşte bu yüzden temiz caddelerimiz kadar; güvenli caddelere ve Köroğlu gibi bizi biz yapan değerleri yaşayarak tanıyacakları müzelere de ihtiyacımız var.

Çünkü bir şehir hikâyesiyle, kültürüyle, hafızasıyla ve insanıyla yaşar.

Kısacası; Şehirler, gelen misafirin cebinde bıraktığı parayla değil; gönlünde bıraktığı iz kadar zengindir.

‘‘Bir şehir nasıl turizm şehri olur?’’ sorusunun cevabı, ‘‘ Misafir ne ister?’’ sorusunun içinde saklı.

Ah bir anlayabilsek, anlıyorsak harekete geçebilsek…

26. 07. 2026

Muharrem Demirel