Ölüm konuşulması zor bir konu. Ancak ölümden sonra yaşanacak hukuki karmaşalar, konuşulmamasının bedelini çoğu zaman geride kalanlara ödetiyor. Aile içi davalar, yıllarca süren miras uyuşmazlıkları ve “O aslında böyle istemezdi” cümleleri… Oysa birçok ihtilaf, birkaç sayfalık doğru hazırlanmış bir belgeyle hiç doğmadan önlenebilir.
İşte tam bu noktada karşımıza ölüme bağlı tasarruflar çıkıyor: Bunlar ise en yaygın halleriyle vasiyetname ve miras sözleşmesi.
Vasiyetname: Son Söz Tek Başına Söylenir
Vasiyetname, kişinin ölümünden sonra geçerli olacak son iradesini açıkladığı tek taraflı bir hukuki işlemdir. 15 yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip herkes vasiyetname yapabilir. Kimse adına, kimse vekaleten vasiyetname düzenleyemez; bu hak kişiye sıkı sıkıya bağlıdır.
Hukukumuzda üç tür vasiyetname vardır:
El yazılı vasiyetname, baştan sona mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılır, tarih atılır ve imzalanır. Kâğıt olması şart değildir; perdeye, deftere, hatta kumaşa yazılmış olması bile mümkündür. Önemli olan el yazısı ve tarihtir.
Resmi vasiyetname, noter ya da sulh hakimi huzurunda, iki tanıkla düzenlenir. En güvenli vasiyet türüdür. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Eş, çocuklar, anne-baba, kardeşler ve bunların eşleri tanık olamaz. Ayrıca bu kişilere tanıklık ettikleri vasiyetnameyle kazandırma da yapılamaz.
Sözlü vasiyetname ise istisnadır. Savaş, ağır hastalık, ulaşımın kesilmesi gibi olağanüstü durumlarda başvurulur. İki tanığa sözlü olarak açıklanan son arzular, derhal yazıya dökülüp mahkemeye bildirilmelidir. Olağan durum geri döndüğünde ise bu vasiyet en geç bir ay içinde kendiliğinden geçersiz olur.
Vasiyetnameyle Neler Yapılabilir?
Sanılanın aksine vasiyetname sadece “mal kime kalsın” demek değildir.
Vasiyetname ile vakıf kurulabilir, vasiyeti yerine getirme görevlisi atanabilir, şartlı veya yüklemeli tasarruflar yapılabilir, saklı paylı mirasçılar kanuni sebepler varsa mirastan çıkarılabilir.
Ancak önemli bir sınır vardır: Mirastan feragat, yani “Ben mirasçı olmayacağım” demek, vasiyetnameyle değil miras sözleşmesiyle yapılır.
Miras Sözleşmesi: Ölüm Üzerine Anlaşmak
Miras sözleşmesi, mirasbırakan ile karşı taraf arasında yapılan iki taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur ve mutlaka noterde resmi şekilde düzenlenir.
Bu sözleşme ile; bir kişi mirasçı atanabilir, belirli bir mal bırakılabilir, mirastan feragat sağlanabilir.
Özellikle mirastan feragat sözleşmesi, aile içinde sıkça başvurulan ama hukuki sonuçları iyi bilinmeyen bir kurumdur. Karşılık alınarak yapılan feragat, kural olarak feragat edenin çocuklarını da bağlar; karşılıksız feragatte ise altsoy mirasçı olmaya devam eder.
En Büyük Hata: “Zaten Aile Arasında Sorun Çıkmaz” Demek
Uygulamada en sık karşılaşılan cümlelerden biri şudur:
“Biz zaten anlaşırız.”
Ne yazık ki miras hukuku, duyguların en yoğun yaşandığı alanlardan biridir. İyi ilişkiler, ölümle birlikte yerini kırgınlıklara bırakabilir. Bu nedenle hukuki önlem almak, güvensizlik değil; aksine sorumluluktur.
Unutmayalım:
Söz uçar, yazı kalır.
Ama hukuka uygun yazılmış bir vasiyetname, yıllarca sürecek bir davayı daha başlamadan bitirebilir.
Not: Sosyal medyada “Hukuka Dair” isimli kanalımda Youtube, Spotify, Instagram ve Tiktok’a gündelik hayatta karşılaşılabilecek hukuki konularla ilgili hukukçu olmayanların da anlayabileceği konseptte içerikler üretmekteyim. Köşe yazımızda ele almış olduğum bu konuyu da kanalda detaylı bir şekilde ele aldım. Konu ile ilgili daha fazla bilgi almak için özellikle Youtube’dan ve Spotify’dan @hukukadairkanali hesabını ziyaret edebilir ve ilgili içeriklere bakabilirsiniz. Takip edip, abone olarak destek verirseniz çok mutlu olurum.
Av. Asena Gülce Demirel