Oynanan altı müsabaka neticesinde puan ortalaması sıfır, alınan galibiyet sıfır, alınan beraberlik sıfır, kazanılan puan sıfır, atılan gol sayısı bir, yenilen gol sayısı on yedi. Birinci ligin en çok gol yiyen ekibi, en çok kaybeden ekibi, ligde sadece bir gol atan tek ekip, sıfır puanı olan tek ekip... Sistemin, taktiğin ve disiplinin olmadığı bir yapılanmada başarının olması imkânsızdır.

İnanın bu istatistikler Süper Lig ve alt ligler dahil olmak üzere son yıllarda karşılaşmadığımız bir tablo. Boluspor oynadığı hiçbir müsabakada hiçbir varlık gösteremezken teknik heyetin oyun anlamında Boluspor’a hiçbir şey katamadığını gözlemlemekteyiz. Teknik direktör D.Farrar bu müsabaka istatistiklerinin umarım farkındadır. Kulüp bazında ve yönetimsel düzeyde birtakım sorunlar yaşanabilir ancak siz oyun içinde taktiksel planlarınızı, oyun ve hücum şeklinizi, oyun disiplininizi sağlayarak sahadaki ve takımdaki kontrolü elinizde tutmanız gerekiyor.

"Yenemiyorsan yenilme" spor ve rekabet dünyasında sıkça kullanılan bu tabir, rakibe karşı taktik üreterek maçı kazanamıyorsan bile en azından beraberliği alarak sahadan puansız ayrılmamayı savunan bir terimdir. Teknik heyet tarafından bu kadar çaresiz, aciz bir oyun anlayışının kabullenilmesi ve hiçbir şey olmamış gibi bir ortam yaratılarak taraftar ve camiayı kahredecek derecede üzülmesine yol açan basın açıklamaları yapılması yakışıksız bir hâl almaktadır.

Sayın Başkan Erdal Bayrak'ın bu duruma acil bir eylem planı uygulayarak el atması gerekmektedir. Bazı kişilerin sosyal medyada yakışıksız ifadeler kullanarak “Çok biliyorsan sen başkan olsaydın”, “Yok efendim zaten kulüp kayyuma kalacaktı”, “Sen cebinden kaç para verdin, senin söz hakkın olamaz” gibi yakışıksız, ifadeler ile savunma yapmaları da bir hayli düşündürücüdür. Yaşananları türlü bahanelere sığınarak göz ardı etmeye çalışmak, zaten kötü giden işleri daha da içinden çıkılması zor durumlara düşürmektedir.

Eleştiriye açık olmak; olmayan, doğru yapılmayan işler karşısında hataları düzeltmek, “Zararın neresinden dönülse kârdır” atasözünden yola çıkarak ve en önemlisi mantığınızı kullanarak birtakım şeyleri acilen değiştirmeniz gerekmektedir. Ayrıca yönetim olarak sessizliğe bürünmek, sorunların derinleşerek büyümesine yol açmaya çanak tutmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Sayın Başkan; lütfen taraftar grupları, basın ve camianın ileri gelenleri ile karşılıklı istişareler yaparak yapılması gerekenleri soğukkanlılıkla çözmek sizin elinizdedir. Bu takım bu ligden düşemez, düşmemelidir. Yirmi yılın çabası, emeği bir yılda heba edilmemelidir. Mutlaka ama mutlaka taraftar grupları ile toplantı yapılarak taraftar tribüne çekilmelidir. Bilet fiyatları sembolik rakamlara çekilerek öğrenci kardeşlerimizin tribündeki yeri sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, lütfen bu gidişata sessiz kalmayınız ve acil eylem planınızı devreye sokunuz. Eğer ki bu gidişata sessiz kalmayı tercih ederek olup biteni kabullenirseniz, bu camiaya ihanet etmiş olursunuz. Yönetime naçizane tavsiyem; acilen yerli bir hoca ile anlaşarak daha taktiksel bir oyun anlayışının sahaya yansıtılması, oyun içinde ayakları yere basan, kendine güvenen, inanan oyuncular oluşturulmasıdır. Yerli teknik direktörler arasında oyuncuyu motive eden, oyuncuyu saha içinde adeta bir savaşçı pozisyonuna büründüren teknik adamlar var.

Daniel Farrar’ın bu yönünün eksik olduğunu, taktik ve teknik oyun planlarının yetersiz olduğunu tüm spor kamuoyu ve camia görmektedir. Türk futbolunda Boluspor’un bir marka değerinin olduğu oyunculara ve teknik heyete benimsetilmelidir diye düşünüyor saygılar sunuyorum.