Sezonun ikinci haftasında Batman Petrolspor’a konuk olan ekibimiz, sahadan 2-1’lik mağlubiyetle ayrıldı. Mücadele boyunca sadece bir kez köşe vuruşu kullanabilen takımımızda, sergilenen sönük futbol gözlerden kaçmadı. Oyuncuların hem defansta hem de ofansta bir türlü oyun disiplini sağlayamaması, organize atak geliştirmekte zorlanması ve yeni transferlerin beklentilerin altında kalması puansız ayrılmamızın en büyük nedeni oldu. Forvet oyuncumuz Rodrigo Rivas Gonzalez’in de maç boyunca adeta varlık gösterememesi ve rakip savunmayı zorlayacak hiçbir pozisyona girememesi, akıllara şu soruyu getirdi: "Aranan golcü gerçekten bu muydu?"

Saha içinde üretkenlikten tamamen uzak, topu sürekli rakibe bırakan ve ilk yarıda tamamen kendi yarı alanına gömülen bir Boluspor izledik. 90 dakika boyunca kanat organizasyonlarını neredeyse hiç kullanamadık. Aslına bakılırsa rakibin bizi sürklase eden bir oyunu yoktu; aksine, onların oynamasına ve tempoyu belirlemesine biz müsaade ettik. Takım halindeki bu tutuk futbol, rakibin sahadan 3 puanla ayrılmasının önünü açtı.

Transfer tahtamızın son ana kadar kapalı kalması ve harcama limitlerimizin dip seviyelerde dolaşmasının sancılarını sahada net bir şekilde hissediyoruz. Yönetim tarafından kadroya katılan yeni isimlerin maliyetleri hakkında kamuoyunu ve camiayı aydınlatıcı şeffaf bir açıklama yapılmadı. Dilerim bu yeni transfer hamleleri yüzünden, ilerleyen süreçte sözleşme ve ödemeler kapsamında UEFA’lık bir krizle karşı karşıya kalmayız.

Ligde asıl tehlike alt sıralara demir atmaktır. Eğer ligin ilk devresinin sonuna kadar bu girdaptan çıkamazsanız, çok daha ciddi krizlerle yüzleşirsiniz. Zaten kısıtlı olan bütçeyle devre arasında hangi oyuncuyu gönderip yerine kimi alacağınız sorusu, şimdiden kafalarda büyük bir karmaşa yaratıyor. Kulübün kurumsal bir scout (izleme) ekibine sahip olmaması, maalesef gereksiz ve yetersiz transferlerin takıma monte edilmesine yol açıyor.Bu doğrultuda ekibimiz adına sadece "transfer yapmış olmak için" günü kurtaran hamlelerden kaçınmak gerekirdi.

Teknik heyetin de takımı daha üretken kılacak, kanat organizasyonlarıyla oyunu rakip sahaya yıkacak planlar üzerinde çalışması şart. Saha içinde sürekli pas hatası yapmak ve topu bir türlü üçüncü bölgeye taşıyamamak, teknik direktör ve oyuncuların hanesine eksi puan olarak yazılıyor. Mevcut oyun anlayışıyla sahadan galibiyetle ayrılmak bir hayli zor görünüyor.Şimdiye kadar geride kalan iki haftada gördük ki rakiplerimiz sezona daha hazır, daha organize ve etkili bir oyunla giriş yapmış durumda.

Bir an önce silkinip maçlara en ciddi şekilde hazırlanmalı ve ligin alt sıralarından uzaklaşmalıyız. Ligin henüz başındayken "Daha çok vakit var, toparlanırız, aceleye gerek yok" rehavetine kapıldığınız an, tehlike çanları çalmaya başlar. Önceki yazılarımda da vurguladığım gibi; bu ligin şakası yok.İlk yarıda kolayca harcanan puanları, ikinci yarıda mumla aramamak adına iç sahada oynayacağımız her maçı "mutlak kazanılması gereken bir final" olarak görmeliyiz. Gelecek müsabakalarda Bolusporumuza canıgönülden başarılar diliyorum.