Geçtiğimiz hafta ‘ Boluspor yoğun bakımda’ başlıklı bir yazı yazdım. İçinde bulunduğu çaresizliği anlattım.

Etkili ve yetkili konumda olup da, iyi günlerde, ‘Ben onu seviyorum, çok seviyorum / Seviyorum, seviyorum çok’ şarkısı söyleyenlere, ‘…bu kulüp her sezon aynı şeyi yaşıyor, bu böyle gitmez. İçinde bulunduğumuz krizi değerlendirelim. Ya bu yönetimle ya yeni bir yönetimle veya kayyumla ama gerçekçi projelerle yeni ufuklara yelken açalım’ diyerek seslendim.

Bilgimiz, görgümüz kadar da rehberlik ettim.

Ancak, ses yok!

***

Dün, Boluspor Türkiye‘ye Süper Lig’ de bulunan ve imkânları bizden çok daha iyi olan kulüpler arasında, yönetme ve kendine özgü transfer anlayışı ile ‘ Bir kulüp nasıl yaşar?’ gösterdi.

Bir ara 3. Lige kadar geriledi ama tekrar kendine geldi. Doğru yönetme anlayışı ile Trendyol 1. Lige kadar yükseldi.

Son zamanlarda ise yine geleceğe yönelik planlamalar yapılmadan, ayaklar yorgana göre uzatılmadan Süper Lig hayali peşinde koşulduğundan dolayı ne yazıktır ki, yine ‘Bir kulüp nasıl batar?’ durumuna geldi.

Bu günlerde ise ‘Bir kulüp nasıl kurtulur?’ sorusuna cevap aramamız gerekirken hiçbir yerden ses duyamıyor, ‘BU KULÜPTEN NASIL KURTULURUZ’ durumuna şahitlik ediyoruz.

***

Boluspor’un varlık sebebi yalnızca SPORTİF BAŞARILAR ile değerlendirildiği için iflas durumuna geldik. Daha pek çok nedenlerden dolayı da camiada BİRLİKTELİK ve DAYANIŞMA ve de AİDİYET RUHUNU kaybettik. .

Ancak, Boluspor’ un görevi sadece sportif başarılara imza atmak değildi ki.

Boluspor alt yapıda ve amatör kümede oynayan futbolcunun profesyonel hedefiydi. Tribünlerde bulunan insanları hangi siyasi görüşten olursa olsunlar bir araya getirmekti. Şehrimize katkı sağlayan değerlerimizin sahiplenilmesi, gençliğimizin sosyalleşmesiydi. DUYGUSAL ve SANATSAL projeler ile de topluma hizmet görevlerini üstlenmekti.

İşte sırf bu nedenlerden dolayı yaşatılmalıdır Boluspor.

***

Doktorlar Hipokrat yemini etmişlerdir, gönül bağları olmasa da hastayı son ana kadar yaşatmak için çaba sarf ederler.

60 yıllık mazisi olan koskoca Boluspor yoğun bakımda fişe takılı yaşıyor. Ama GÖNÜL BAĞLARI olduğunu söyleyenler, iyi günlerinde yanında boy gösterenler; bırakın yaşatmak için dua etmeyi, fişi çıkartmak, gömmek ve helvasını yemek için fırsat kolluyorlar gibi.

Yazık…

***

Sayın Belediye Başkanımız Tanju Özcan!

Bolumuzun imarından, turizminden, çevresinden, yolundan suyundan havasından daha pek çok şeyinden sorumlu olan sizsiniz. Çünkü siz seçilen bir Şehrül- Emin’ siniz. Dolayısı ile şehrimizin markası olan Boluspor’u sahiplenmekte göreviniz.

Bugünleri kurtarmamız, yarınlara hazırlanmamız ‘BOLUSPOR NASIL YAŞAR? ‘sorusuna cevaplar bulabilmemiz için beyin fırtınası yapacak ortamlar hazırlamalısınız.

Eğer böyle devam edersek, Mayıs ayı geldiğinde yine aynı şeyleri konuşacağız. Sonraki zamanlarda yine, yine, yine…

Ve bir bakmışsınız Boluspor amatör kümenin eşiğinde…

Demem o ki Boluspor’un ÖLÜ süne değil DİRİ sine omuz vermek için şimdiden geleceğe yönelik projeler üretmeliyiz.

Olmuyor mu?

O zaman gönül rahatlığı ile ve hep beraberce BOLUSPOR’ u defnederiz.

Not: Fotoğraf tasarımı için İsmail İltir Müdürüme çok teşekkür ediyorum.