Trendyol 1. Lig’in ilk yedi haftasını geride bıraktığımız şu günlerde, Pendikspor müsabakasından alınan bir puan, ekibimizde sanki işlerin bir nebze olsun düzeldiğine dair sahte bir hava oluşturmuştur. Oysa geride kalan yedi hafta boyunca bir türlü uyum sürecini atlatamayan takımda; saha içi dizilişlerde, isabetli pas oranlarında, oyun kurgusunda ve taktiksel anlayışta büyük eksiklikler göze çarpmaya devam etmektedir.
Özellikle savunma bloğunun zaafları ve stoperlerin sürekli kademe hatası yapması, her müsabakada kalemizde gol görmemize neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki bu lig, son haftanın son saniyesine kadar tüm takımların küme düşmeme ve şampiyonluk mücadelesi verdiği zorlu bir kulvardır.
Rakiplerle aradaki puan farkı açıldığında, ilk yedi haftada toplanamayan puanları son yedi haftada telafi etmek neredeyse imkansız hale gelir. Ligin ilk haftalarında, hedefleri henüz netleşmemiş rakipleri kendi saha ve seyirciniz önünde yenemiyorsanız, takım kurgusu ve kolektif oyun anlamında ciddi sorunlar yaşıyorsunuz demektir.
Tüm Boluspor kamuoyu bu gerçeği net bir şekilde gözlemlerken, yönetimin ve teknik heyetin de bu tehlikenin farkında olduğunu umut ediyoruz. Teknik direktörümüz Daniel Farrar’ın maç sonu açıklamalarında ise dikkat çeken ve düşündüren ifadeler yer almaktaydı.
Farrar, "Bugün tek yapmamız gereken şey savaşmaktı ve rakibimizin çok iyi bir takım olduğunun bilincindeydik. Elimden gelenin en iyisini yaptığımı düşünüyorum ama 3 puan kazanabilecekken 1 puan aldığımız için çok üzgünüm" şeklinde bir demeç verdi.
Hoca saha içinde adeta savaşılması gerektiğini söylüyor ancak biz saha içinde ne öyle bir oyuncu grubu ne de öyle bir mücadele görebildik. Ayrıca "rakibimiz çok iyi bir takım" diyerek kamuoyunu mu yoksa kendisini mi avutuyor, burası da oldukça belirsiz. "Elimden gelenin en iyisini yaptım" ifadesi ise oyuncuların ve kendisinin kapasitesinin bu kadarla sınırlı olduğunu, daha fazlasını beklemenin bir hata olacağını üstü kapalı bir şekilde itiraf eder niteliktedir.
Şahsi kanaatimce, ligin ilk çeyreğinin tamamlanmasına az bir süre kala sadece iki gol kaydedip bir puan alabilen bir ekibin bu ligde kalma şansı yok denecek kadar azdır. Yönetimin bu gidişata tamamen sessiz kalması ise durumun vehametini daha da artırmakta ve ürkütücü bir tablo çizmektedir.
Hafızalarımızı tazeleyelim: Boluspor’un başına geçmişte Oğuz Çetin ve Fatih Tekke gibi Süper Lig patentli birçok ünlü teknik adam gelmiş; ancak gerekli katkıyı sağlayamadıkları için görevlerine son verilmiş ya da yollar ayrılmıştır.
Mevcut oyun ve puan mücadelesi göz önüne alındığında, şu an birinci ligin en başarısız ekibi olduğumuzu sanırım görmeyen kalmamıştır. Yönetimin bir an önce radikal kararlar alması kaçınılmazdır.
İşlerin daha fazla sarpa sarmaması ve okun yaydan çıkmaması adına gerekli önlemlerin alınması zorunlu hale gelmiştir. İyi yapılan ve takdire şayan işleri nasıl ayakta alkışlıyorsak, yanlışları eleştirmeyi de bir görev addediyor, saygılar sunuyorum..