Kâbus gibi geçen bir sezonun nasıl bir sonuçla tamamlanacağı sorusu tüm camianın kafasında bir soru işareti oluşturmaya devam ederken, ekibimizin puan kayıpları da durmaksızın sürüyor. Eski teknik heyetin görevi devretmesinden sonra, takımda yeni teknik direktör ve ekibiyle beraber oyun anlamında az da olsa bir hareketlenme görsek de forvet hattında hâlâ yokları oynamaya devam ediyoruz.

Ekibimizin saha dizilişi, oyunu ön bölgeye taşıma çabaları ve presi rakip sahada başlatması; daha az gol yeme ve rakibin direncini kırma anlamında sahaya olumlu yansımaktadır. Mustafa Yatabare ve ekibi, oyun ile skor anlamında çıkılan üç müsabaka neticesinde biraz daha olumlu sinyaller verse de ofansif anlamda henüz net bir gelişme yaşanmamaktadır. Özellikle forvet oyuncumuzun durgun isteksiz ve etkisiz oyunu sahaya ve skora doğrudan etki etmektedir.

Eğer forvetiniz kanatlardan gerekli katkıyı ve desteği alamıyorsa, bu yönde takımı daha çok çalıştırmalı, kanatları daha olumlu ve etkili kullanmalısınız. Bu durumda ya taktiği değiştireceksiniz ya da oyuncu tercihlerinizi gözden geçireceksiniz. Iğdır müsabakasında forvet oyuncumuz Rodrigo Rivas, maç boyunca ne bir pozisyona girebilmiş, ne uzaktan bir şut denemesi yapmış, ne de rakip defansı yıpratıcı bir koşu sergilemiştir. Baskı ve direnç anlamında hiçbir olumlu hareket ya da etki gösterememiştir.

İleri uç oyuncularının motivasyon, koordinasyon ve uyum bozukluğu içinde oldukları gözlerden kaçmıyor. Her atak, mutlak suretle ya bir pas hatasıyla ya da ayaktaki topun rakibe kaptırılmasıyla sonlanıyor. Bu şekilde ne kadar müsabakaya çıkarsanız çıkın, galibiyet yüzdeniz çok düşük kalacaktır. Umarım teknik ekip de saha kenarından bu eksikliği fark ediyordur.

Daha çok koşuya ve prese dayalı bir hücum futbolu oynamak; istekli, arzulu, öz güveni yüksek ve fizik kondisyonu üst seviyede olan bir oyuncu grubuyla mümkündür. Forvet hattınızı; rakip defansı yıpratan, uzaktan etkili ve isabetli şutlar atabilen, koşan bir golcüyle gerekirse altyapıdan bir isimle güçlendirmeniz şarttır.

Bu kadar kısıtlı ve zorlu şartların bulunduğu bir ortamda, transfer yasaklarının da üst üste gelmesi yönetimin bu konuda kamuoyunu ve basını aydınlatıcı hiçbir açıklama yapmaması, mevcut olumsuzluklarda yönetimin doğrudan ve en belirleyici etken olduğunu kanıtlar niteliktedir. Yönetimin bu süreçteki başarısız tutumu ve tavrı gözlerden kaçmamaktadır.

Zaman hızla daralıyor; olup bitenleri sessizce kabullenmek yerine acilen radikal kararlar alarak kriz yönetimi oluşturmalısınız. Aksi takdirde her şey için çok geç olacaktır !