Milli maçlar için verilen aranın ardından, iç sahada Antalyaspor ile karşılaştığımız müsabakada sahadan yine puansız ayrılan taraf biz olduk. On dokuz günlük arada takımı kimin çalıştırdığı, teknik kadro sorumluluğunu kimin üstlendiği dahi belli olmayan bir ekipten büyük beklentilere girmenin hâyâlcilik olduğunu hepimiz az çok biliyoruz. Artık bu kulüp, spor camiasında teknik adam ve oyuncu bazında basılması gereken ilk basamak olarak görülüyor.

Boluspor; kariyerine düşe kalka da olsa bir yerden başlamak isteyen futbolcuların ve teknik direktörlerin toplandığı, sadece geçiş süreci ve kariyer planlaması için kullanılan sıradan bir takım haline geldi.

Yöneticilerin idari vasıflarını tamamen yitirdiği, taraftarın heyecanını ve takıma olan güvenini kaybettiği bu dönemde kulübümüz; transfer yasaklarının ve menajer odaklı, kalitesiz transferlerin uğrak kapısı olmuştur.

Mevcut yönetim, Süper Lig ve 1. Lig'de henüz galibiyetle tanışamayan tek takım olma ezikliğini taraftarına kabullendirmeye çalışan bir ortam yaratmıştır. Boluspor’un Türk futbol tarihindeki ismi kariyeri ve karizması maalesef yok edilmiştir. Artık sahada oynanan futboldan ziyade, yaşanan bu üzücü sürece hep birlikte seyirci kalmaya ne yazık ki devam ediyoruz.

Bu kulübü yönetmek için aday olanlar, seçildikleri gün zafer nidaları atarak başarı sözü verenler, maalesef bugün köşelerinden olup bitenleri sessizce izlemektedirler.

Bu ligde bu tarz bir oyunla maç kazanma şansınız üç dört müsabakayı geçmez. Mevcut üç dönem transfer yasağını ve devre arasında hiçbir hamle şansımızın olmayacağını da hesaba katarsak, durumun ne kadar vahim olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil. Üstelik takımdan şu an bile ayrılmak isteyenlerin olduğu fısıltıları kamuoyunda kulaktan kulağa dolaşmaktadır.

Bu saatten sonra "Neyi, nerede yanlış yaptık?" sorusundan ziyade, "Durumu nasıl ve ne şekilde düzeltiriz?" mantığıyla acilen hareket etmeliyiz. Yapılması gereken ilk iş; eski ve deneyimli başkanlardan yardım alarak güçlü bir idare anlayışını yeniden devreye sokmaktır. Böyle bir ortamda olağanüstü kongre kararı almak da büyük bir özveri ve cesur bir davranış olacaktır.

Boluspor için tehlikenin boyutunun daha fazla artmadan, kongre kararı alınarak güçlü, vizyon ve misyon sahibi tecrübeli eski yöneticilerden oluşan bir ekibin kurulmasının tek kurtuluş hamlesi olduğunu düşünüyorum. Mevcut yönetimin, gelinen bu son noktadan sonra Boluspor’u ve camiayı daha fazla yıpratmadan görevi iade etmesi gerekliliği hasıl olmuştur.

Bu şehrin en büyük değerlerinden biri olan; şehrin tanıtımına, ekonomisine ve spor aktivitelerinin canlı tutulmasına direkt etki eden bir oluşumun göz göre göre yok olup gitmesine duyarsız kalınmamalıdır.

Şehrin ileri gelenleri, yerel basın, şehir protokolü ve taraftarlar bu çaresiz bekleyişi ve yok oluşu asla kabullenmemelidir. Nitekim yakın çevremizdeki çoğu il takımı (Sakaryaspor,Düzcespor, Zonguldakspor, Karabükspor, Bartınspor ) Boluspor’un ülke çapında kentin tanıtımına ve vizyonuna sağladığı katkıyı yakalayabilmek için yıllardır çırpınmaktadır.

Batı Karadeniz bölgesinin 1. Ligdeki ( süper lig dahil ) tek temsilcisi olan Boluspor’un yarattığı etki göz ardı edilmemelidir. Bu manada atılacak her adımın öneminin ve değerinin bu şehrin ileri gelenleri tarafından bilinmesi gerektiğini hatırlatır saygılar sunarım.