Trendyol 1. Lig'in 8. haftasında Sarıyer deplasmanına konuk olan ekibimizde değişen hiçbir şey olmadı. Sahadan yine mağlubiyetle ayrılırken, üç puanı rakibe bıraktık. Ligin ilk sekiz haftasında kalesinde yirmi gol gören tek takım olarak kulüp tarihinin de en kötü savunma rekoruna imza atmış bulunuyoruz.

Her hafta kalesinde birden fazla gol gören takımımızın bu durumuna rağmen, olaylar karşısında son derece rahat, sessiz ve sakin bir duruş sergileyen teknik heyet ile yönetimin bu tavrı oldukça düşündürücüdür. Başarısızlığı büyük bir soğukkanlılıkla görmezden gelen ve "Merak etmeyin, lig bitmeden toparlanırız" şeklinde suni bir iyimserlik yaratan yönetim, çaresizce mağlubiyetleri kabullenmeyi sürdürüyor. Hâlâ bu ligin zorluk derecesinin farkında değiller. Sergilenen tecrübesizlik kulübün sıradanlaştırılması ve sanki amatör bir kulüp yönetiliyormuşçasına alınan sonuçlara tepkisiz kalınması üzücü ve düşündürücüdür.

Tarihinin en kötü sezonlarından birini geçiren ve ulusal spor kamuoyunda dahi başarısızlığı defalarca vurgulanan bir takımda, teknik direktörün "Milli aradan sonra bizi tanıyamayacaksınız" açıklaması şaşkınlık yaratmaktadır. Sezon başından bu yana aylar geçmesine rağmen teknik ve taktik açıdan hiçbir gelişim gösteremeyen bir takım, bu kısa arada nasıl düzelecektir? Madem bu kadar kısa sürede çözülecek sorunlar vardı, neden şimdiye kadar toparlanma emaresi gösterilmedi? Sormak gerekir: Engeller ve sorunlar nelerdir?

Yönetim, bu milli arayı yeni bir yapılanma fırsatı olarak değerlendirmezse gidişatın sonu hiç de iç açıcı olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki bu ara sadece bizim takımımıza değil, tüm rakiplere verilmiştir. Bu arayı iyi değerlendirecek her takım puan yada puanlar ile tanışacaktır. Eğer bu milli arayı kendi lehinize olumlu bir şekilde değerlendiremezseniz, mevcut kısır döngüden çıkma ihtimaliniz kalmayacaktır. Artık yönetim olarak elinizi masaya vurma, teknik heyetten acilen detaylı bir rapor ve teknik analiz talep etme zamanı çoktan gelmiştir.

Kurumsal işletmeler; hatayı yapan, süreci yöneten ve yanlışta ısrar eden her bireyi ya da birimi cezalandırıp hatanın bedelini ödeterek kurumsal bir kimlik kazanır. Aksi takdirde, amatörce yönetilen her işin sonu hüsran olacaktır. Naçizane fikrim; yerli , ligi iyi bilen, deneyimli ve akılcı bir teknik adamın milli arada takımın başına getirilerek bu hazırlık döneminin bir fırsata dönüştürülmesidir. Nitekim şimdiye kadar oynanan sekiz müsabakada rakipler; topla oynama, gol beklentisi ve oyun hakimiyeti gibi temel istatistiklerde ezici bir üstünlük kurmuştur.

Haftalardır net bir oyun düzeni ve disiplini oluşturamayan bir teknik heyetten, kapasitesinin üzerinde bir beceri beklemek, önümüzdeki haftalarda yeni başarısızlıklara yelken açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Taraftarını ümitsizliğe sürükleyen, takımın ligin dibine demir atmasına yol açan ve tüm eleştirilere kulak tıkayanları tarih elbet yargılayacaktır.

Başarı nasıl taçlandırılıyorsa, başarısızlık da aynı derecede eleştirilmeli ve yaptırımlar ile karşılanmalıdır. Yönetim olarak bu başarısızlığı görmezden gelir ve hesap sormazsanız, camianın da yaşananlara sonsuza dek sessiz kalmayacağını ve sesini yükselteceği günün yakın olduğunu unutmamanız gerekir diye düşünüyor saygılar sunuyorum.