Kabul etmek gerekir ki anne ve babaların öncelikli meselelerinin başında çocuklarının eğitimi gelir. Konu bu denli hayati olunca, tek bir doğruya, tek bir görüşe ya da tek bir yönteme inanmak zorlaşır. Çünkü çocuk yetiştirmek, hazır reçeteleri olan bir süreç değil; her gün yeniden şekillenen, yaşayan bir yolculuktur.
“Bir çocuğu bir köy büyütür” sözü, çoğu zaman nostaljik bir ifade gibi algılansa da aslında son derece güncel ve güçlü bir anlam taşır. Burada sözü edilen köy, yalnızca coğrafi bir alan değil; çocuğun içinde yaşadığı aktif çevredir. Yani okul, aile, arkadaş grubu, öğretmenler, mahalle, dijital ortamlar, izlenen içerikler ve kurulan her temas bu köyün bir parçasıdır. Çocuk, bu çevrenin içinde yalnızca var olmaz; onun tarafından biçimlendirilir.
Bugün nörobilim bize şunu açıkça söylüyor: Beynimizde nöron adını verdiğimiz hücreler, yaşantılarla şekillenir. Gördüğümüz, işittiğimiz, dokunduğumuz, tattığımız ve kokladığımız her şey, zihinsel yapımızda izler bırakır. Çocuklar için bu etki çok daha derindir. Çünkü onların beyni hâlâ inşa hâlindedir ve her deneyim bu inşaya bir tuğla daha ekler.
Ancak bu dönüşüm bir anda gerçekleşmez. Nöronlar bağlarını sessizce kurar, davranış kalıpları fark edilmeden yerleşir, değerler zamanla içselleşir. Bu yüzden çevrenin etkisini çoğu zaman hemen fark edemeyiz. Küçük gibi görünen bir söz, sıradanlaşmış bir davranış ya da sürekli tekrar eden bir tutum; uzun vadede çocuğun dünyasında belirleyici hâle gelebilir.
Bu noktada çocuk yetiştirmenin yalnızca anne babaya ait bir sorumluluk olmadığını kabul etmek gerekir. Çocuk, iletişim hâlinde olduğu herkesle birlikte büyür. Öğretmenin sınıftaki dili, arkadaş grubundaki ilişkiler, yetişkinlerin çatışma anlarında sergilediği tutumlar ve hatta toplumun normalleştirdiği davranış biçimleri… Hepsi bu “köy”ün sessiz ama güçlü öğretmenleridir.
Eğer daha sağlıklı, daha duyarlı ve daha güçlü çocuklar istiyorsak, yalnızca çocuklara ne söylediğimize değil; onlarla birlikte nasıl bir çevrede yaşadığımıza bakmalıyız. Çünkü çocuklar, söylenenlerden çok yaşananları öğrenir.
Belki de bu yüzden asıl sormamız gereken soru şudur: Nasıl bir çocuk yetiştiriyoruz? değil, Nasıl bir çevre inşa ediyoruz? Çünkü sağlıklı, merak eden, düşünen ve vicdan sahibi çocuklar; yalnızca doğru nasihatlerle değil, tutarlı ve güvenli çevrelerle mümkündür.
Bir çocuğun geleceğini şekillendirmek istiyorsak, kendi sözlerimize, davranışlarımıza, duygularımıza ve niyetlerimize de dikkat etmek zorundayız. Çünkü her çocuk, içinde büyüdüğü köyün aynasıdır.
13.01.2026
Saygılarımla
Bayram ERDEN