Türkiye’nin dijital geleceği açısından önemli bir adım olarak değerlendirilen yeni veri merkezi projesinin temeli Ankara’da atıldı. Türkiye’nin 2030 yılına kadar kurulu veri merkezi kapasitesini en az 1 GW’ye çıkarma hedefi doğrultusunda atılan bu adım, dijital altyapı yatırımlarının stratejik önemini yeniden gündeme taşıyor. Peki Türkiye’nin veri merkezi yatırımları, ülkeyi yalnızca küresel dijital ekonominin bir altyapı merkezi hâline mi getirecek, yoksa teknoloji üretme ve dijital egemenlik kapasitesini de güçlendirebilecek mi?

Yapay zeka, dijital bankacılık, e-ticaret, bulut bilişim sistemi , büyük miktarda verinin işlenmesine dayanmaktadır. Dijitalleşmenin etkisiyle bu teknolojilerin kullanımının yaygınlaşması , verilerin işlenmesi ve depolanması için yüksek kapasiteye sahip altyapıya duyulan ihtiyacı da artırmaktadır. Bu sebeple mevcut kapasitenin artırılması adımı , işlem gücünü ve erişimini olumlu etkileyecektir. 10 milyar dolarlık veri merkezi yatırımın ilk adımının atılmasından sonra gerçekleşmesi planlanan projelerin gelecekteki etkisi şimdiden heyecanla beklenmektedir.

Dijital dünyaya entegre olan sektörlerin yapay zeka ve bulut teknolojileri kullanımın artması , veri altyapısı talebini de yukarı yönlü etkilemektedir. Veri altyapısına talep ise ağırlıklı olarak finans sektöründen gelmektedir. Sadece altyapı değil ;verilerin güvenli biçimde saklanması , ihtiyaç duyulduğunda hızlı bir şekilde işlenebilmesi ve yasal düzenlemelere uyumlu olması da belirleyici rol oynamaktadır.

Veri merkezlerinin artan işlem gücü de yoğun enerji tüketimi gerektirecektir. Soğutma sistemleri için harcanan enerjiyi azaltabilmek ve enerji tüketimini minimum seviyede tutabilmek yatırımcı için önem taşımaktadır. Bu doğrultuda enerji verimliliğini artıran teknolojilere ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen uygulamalara yapılacak yatırımlar, başlangıç maliyetlerini artırabilse de uzun vadede işletme giderlerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.