Finansal faaliyetlerin dijital ortama taşınması ve dijital teknolojilerin kullanımının yaygınlaşması, finansal sistemin işleyişi ile bireylerin tüketim davranışları üzerinde ekonomik ve çevresel etkiler doğuran dijital ayak izlerinin oluşumuna yol açmaktadır.

Sosyal medya kullanımı, internet aramaları, çevrim içi alışverişler, dijital ödemeler, mobil uygulamalar, web sitelerinin ziyaret edilmesi ve çeşitli etkileşimler bu izin oluşmasında rol oynamaktadır. Bununla birlikte dijital ayak izi yalnızca bireyin kendi iradesiyle oluşturduğu paylaşımlardan ibaret değildir. Kullanıcıların çoğu zaman farkında olmadan oluşturduğu konum verileri, çerezler, IP adresleri, cihaz bilgileri ve çevrim içi davranışlara ilişkin veriler de dijital ayak izinin bir parçasını oluşturmaktadır. Dijital ortamda gerçekleştirilen işlemlerin artmasıyla birlikte bireylerin tercihleri ve tüketim alışkanlıkları daha fazla ölçülebilir ve analiz edilebilir hâle gelmektedir. Özellikle finansal teknolojilerin gelişmesiyle birlikte banka hesapları, kredi kartları, dijital cüzdanlar ve çevrim içi ödeme sistemleri üzerinden gerçekleştirilen işlemler, bireylerin ekonomik davranışlarına ilişkin önemli miktarda verinin oluşmasını sağlamaktadır.

Bu durum dijital ayak izinin finans sektörü açısından da önemini artırmaktadır. Finansal kuruluşlar tarafından işlenen veriler; müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi, dolandırıcılığın tespit edilmesi ve kişiselleştirilmiş finansal hizmetlerin geliştirilmesi gibi çeşitli amaçlarla kullanılabilmektedir. Ancak finansal faaliyetlerin dijitalleşmesi yalnızca ekonomik ve teknolojik fırsatlar yaratmamakta; veri güvenliği, mahremiyet ve bireysel davranışların sürekli izlenebilir hâle gelmesi gibi yeni sorunları da beraberinde getirmektedir.

Bununla birlikte oluşan bir diğer durum ise çevresel maliyetin ve elektronik atıkların artmasıdır. Bulut sisteminde saklanan verilerin ; fotoğraflar, videolar, mailler ve finansal kayıtların tutulması için büyük bir enerji gerekmektedir. Bu nedenle dijital ayak izinin bir kısmı fark edilmeyen çevresel bir maliyet oluşturmaktadır.

“Dijital ayak izinin kendisi çevresel bir sorun oluştururken , aynı dijital veriler karbon ayak izinin ölçülmesi yoluyla yeşil fintek uygulamalarının geliştirilmesinde nasıl kullanılabilir ? “

Bu sorunun cevabını uluslararası alanda dikkat çeken örneklerinden biri olan Mastercard -Doconomy işbirliğiyle görebiliriz. İsveç merkezli fintech şirketi Doconomy’nin geliştirdiği Mastercard Carbon Calculator uygulaması, kullanıcıların kart harcamalarını temel alarak tahmini karbon ayak izlerini görmelerini sağlamaktadır. Mastercard , hesaplayıcının kendi dijital uygulamalarına API aracılığıyla entegre edilebildiğini belirtmektedir. Bu dönüşüm sürdürülebilir finans açısından büyük rol üstlenmektedir. Aynı zamanda bu verileri; elektrikli araç, güneş enerjisi ve diğer düşük karbonlu yatırımlara yönelik finansman çözümleriyle ilişkilendirilebilir olduğunu şirket açıklamaktadır. Belki de mesele, dijital dünyada ne kadar iz bıraktığımız değil; bıraktığımız bu izleri nasıl bir geleceğe dönüştürebileceğimizdir.