TÜİK tarafından açıklanan nisan ayı enflasyon oranı beklentinin üzerinde geldi. TÜFE nisanda beklenti aylık % 3,2 iken gerçekleşen artış %4,18 . Çekirdek TÜFE beklenti yıllık % 28,8 gerçekleşen ise yıllık %29,83 . Açıklanan enflasyon oranlarının , beklentilerin bu kadar üstünde olması bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Özellikle bankacılık ve finansman maliyetlerine duyarlı şirketler üzerinde baskıların artabileceği düşünülmektedir. Normal bir oran gibi gözüksede yıllık bazda 1,5 puanlık artış , faiz indirimi beklentisini zayıflatacaktır ve piyasadaki kısa vadeli döviz kuru dalgalanmalarına sebep olacaktır. Enflasyon verilerinin etkileri sadece kısa vadeli değil uzun vadede de izlenilecek para politikasının seyri ve güvenilirliği açısından önemlidir. Artıştan sonra tahvil faizleri yükselme eğilimi gösterebilir ve mevduat faizleri uzun süre yüksek kalabilir. Borsa İstanbul’da ise enflasyon artışı sonrası durum yukarı yönlü olsa da güçlü trend değil. Net faiz marjlarının yüksek kalması sebebiyle ihracatçılar borsada pozitif akış alanı oluşturmaktadır. Artan enflasyonla birlikte daralan reel faiz alanı ve yüksek cari açık kur oranının da yükseleceğini öngörmektedir. Her sektör farklı şekilde etkilense de teknoloji alanının yükselen trendde olacağını düşünüyorum .
Küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gerilimler sebebiyle enerji alanında yükselen fiyatlar Türkiye gibi enerji ithalatına bağlı ekonomilerde üretim maliyetlerini yukarı çekmektedir. Savaşın da enflasyon üzerine etkisi sadece maliyet kanallarıyla sınırlı değildir. Bu durumun enflasyon artış sürecini hızlandıran dışsal bir faktör olması aynı zamanda mevcut enflasyonist baskıyı güçlendirmesi ve fiyat artışının sebebi olduğu anlamına da gelmektedir. Savaş , enflasyon artışını destekler fakat tek sebep değildir.
Yüksek enflasyon ve yüksek kalmaya devam etmesi beklenen faiz ortamı piyasadaki sektörleri aynı ölçüde etkilememektedir. Net bir şey söylemek pek mümkün değildir. Yatırımcılar tek bir makro senaryoya bağlı kalmak yerine sektör bazlı stratejilere yönelmektedirler. Bu durum , endeksin genel yönünden ziyade piyasa performansının daha belirleyici hale gelmesine yol açmaktadır. Para politikasının bir süre daha sıkı kalacağı beklentisi , risk iştahını sınırlayarak piyasalarda dalgalanmayı artırmaktadır. Aynı sektörde olmasına rağmen kendi içlerinde de ayrışan şirketler borsada farklı trend eğilimi göstermektedir.