Sabah alarm çaldı.

Telefonu elinize aldınız.

Mesajlara baktınız.

Belki kahvaltıyı aceleyle yaptınız.

Evden çıktınız.

Trafik…

İş…

Toplantılar…

Telefon görüşmeleri…

Bir gün daha başladı.

Peki, bütün bunların arasında kendinizi en son ne zaman dinlediniz?

Hayatın temposu öyle hızlandı ki, çoğu zaman çevremizde olup biten her şeyi fark ediyoruz ama kendi bedenimizin sessizce verdiği sinyalleri kaçırıyoruz. Yorulduğumuzu hissediyoruz ama dinlenmeyi erteliyoruz. Boynumuzdaki gerginliği önemsemiyoruz. Belimizdeki rahatsızlığı 'Geçer.' diyerek geçiştiriyoruz. Çünkü önce yetişmemiz gereken işler var.

Oysa insan bedeni acele etmez.

Konuşmak için doğru zamanı bekler.

Bazen uzun süren bir yorgunlukla…

Bazen küçük bir gerginlikle…

Bazen de yalnızca 'Bugün biraz yavaşla.' der gibi sessizce bize seslenir.

Çoğu zaman bu sinyallerin nedenini tek bir sebebe bağlamak doğru değildir. Günlük yaşam alışkanlıklarımız, çalışma düzenimiz, hareket miktarımız ve birçok farklı etken, kendimizi nasıl hissettiğimizi etkileyebilir. Bu nedenle bedenimizin verdiği mesajları tek bir pencereden değerlendirmek yerine, bütüncül bir bakış açısıyla ele almak daha doğru olabilir.

Hiç düşündünüz mü?

Gün içinde kaç saat oturuyorsunuz?

Ne kadar yürüyorsunuz?

Telefon ekranına bakarken başınızı ne kadar öne eğiyorsunuz?

Son olarak ne zaman sadece yürümek için yürüdünüz?

Belki de gün içinde kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:

“Bugün vücudum bana ne anlatmaya çalıştı?”

Çünkü bazen büyük değişimler, büyük kararlarla değil; küçük farkındalıklarla başlar.

Birkaç dakika ayağa kalkmak…

Kısa bir yürüyüş yapmak…

Omuzlarımızın ne kadar gerildiğini fark etmek…

Derin bir nefes almak…

Bazen bunlar, günün en değerli molası olabilir.

Hayatın telaşı hiç bitmeyecek.

Yapılacak işler yine olacak.

Çalacak telefonlar yine çalacak.

Ama bütün bunların içinde bize ömür boyu eşlik edecek tek şey, kendi bedenimiz.

Belki de bu yüzden onu yalnızca canımız yandığında değil, her gün dinlemeyi öğrenmeliyiz.

Vücudumuz bağırarak değil, fısıldayarak konuşur. Onu duymak için bazen sadece biraz yavaşlamak gerekir.

Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya tedavi amacı taşımaz. Sağlıkla ilgili yakınmalarınız varsa değerlendirme için doktorunuza başvurunuz.