Saadet Partisi Bolu İl Başkanı Mustafa Uludağ, üniversite öğrencilerinin akademik yaşamda karşılaştıkları sorunlar ve öğrenci haklarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Üniversitelerle ilgili siyasi tartışmaların genellikle kurumsal yapı, yönetim kadroları ve akademisyenler üzerinden yürütüldüğünü belirten Uludağ, öğrencilerin ise tartışmaların merkezinde yeterince yer almadığını savundu.
Uludağ, “Üniversitelerle ilgili yapılan siyasi açıklamalara baktığımızda, konunun çoğunlukla üniversitelerin kurumsal yapısı, yönetim kadrosunun belirlenme şekli, işleyişi ve akademik kadroları üzerinden ele alındığını görürüz. Elbette bütün bunlar son derece önemli ve üzerinde konuşulması gereken meselelerdir. Ancak ne hikmetse, üniversitelerimizin asıl varlık sebeplerinden biri olan öğrencilerin gözüyle meseleye bakan; onların yaşadığı sorunları, beklentilerini ve haklarını merkeze alan açıklamalara pek rastlayamayız” ifadelerini kullandı.
“ÖĞRENCİ HAKKINI NEREDE ARAYACAĞINI BİLEMİYOR”
Üniversite öğrencilerinin akademik yaşam içerisinde hak arama konusunda belirsizlik yaşayabildiğini dile getiren Uludağ, “Bugün bir üniversite öğrencisi, akademik hayatında haksızlığa uğradığını düşündüğünde çoğu zaman hakkını nerede ve nasıl arayacağını, hangi mercie başvuracağını ve yaptığı başvurudan nasıl bir sonuç alacağını bilememektedir” dedi.
Öğrencilerin kendilerini akademisyen karşısında güvencesiz hissetmemesi gerektiğini vurgulayan Uludağ, “Öğrencinin akademisyen karşısında kendisini çaresiz ve güvencesiz hissetmediği; haklarının açıkça tanımlandığı ve gerektiğinde bu hakları etkili bir şekilde savunabileceği bir sistem mutlaka kurulmalıdır” diye konuştu.
“GENÇLER YALNIZCA SINAVI GEÇMEYE ODAKLANMAMALI”
Üniversite eğitiminin yalnızca sınav ve not merkezli bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini belirten Uludağ, “Üniversite öğrencileri; not veya sınıfta kalma kaygısıyla yalnızca sınavı geçmeye odaklanan gençler olmaktan çıkarılmalı; merak eden, araştıran, sorgulayan, öğrenmeyi bir amaç hâline getiren, bilginin ve hakikatin peşinde koşan bireyler olarak yetiştirilmelidir” ifadelerine yer verdi.
Uludağ, öğrenciler üzerinde not ve sınıfta kalma baskısı oluşturduğunu savunduğu bazı yaklaşımları da eleştirerek, “Daha sınıfa ilk girdiğinde öğrencilere karşı, ‘Benim dersimden bu sınıfın ancak yüzde 20’si geçebilir’ diyebilen, üstelik öğrencilerine karşı böylesine pervasızca söylediği bu sözü dahi kendi akademik özgürlüğünün bir parçası olarak gören bir anlayışın oluşturduğu not ve sınıfta kalma baskısından kurtarılmalıdır” dedi.
“AKADEMİK ÖZGÜRLÜK KEYFÎ OTORİTENİN GEREKÇESİ OLMAMALI”
Akademik özgürlüğün sınırlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uludağ, “Akademik özgürlük, akademisyenin bilimsel düşünce ve çalışmalarının güvencesi olmalı; öğrencinin üzerinde keyfî bir otorite kurmanın veya onu notla baskı altında tutmanın gerekçesi hâline getirilmemelidir” ifadelerini kullandı.
Öğrenci haklarının açık ve objektif kurallara bağlanması gerektiğini belirten Uludağ, sınav ve değerlendirme sistemlerinin de yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
Uludağ, “Öğrenci hakları açık, objektif ve bağlayıcı kurallarla güvence altına alınmalı; sınav ve değerlendirme sistemi, öğrencinin başarısının kişisel kanaatlere veya keyfî uygulamalara göre değil, önceden belirlenmiş, açık, objektif ve ölçülebilir kriterlere göre değerlendirilmesini sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir” dedi.
“ÖĞRENCİ AKADEMİSYENDEN ÇEKİNMEMELİ”
Akademisyenlerle öğrenciler arasındaki ilişkinin de yeniden ele alınması gerektiğini kaydeden Uludağ, “Akademisyen-öğrenci ilişkileri de ortaöğretim düzeyindeki öğretmen-öğrenci ilişkisinin ötesine taşınmalı; akademisyen ile öğrenci arasındaki gereksiz sosyolojik mesafeler kaldırılarak güvene, karşılıklı saygıya ve bilimsel etkileşime dayalı bir anlayış hâkim kılınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Üniversitelerin öğrencilerin özgürce soru sorabildiği ve düşüncelerini ifade edebildiği kurumlar olması gerektiğini söyleyen Uludağ, “Üniversitelerimiz; akademisyenlerin ve öğrencilerin bilgi üretme, araştırma, sorgulama ve hakikati arama ortak hedefinde buluştuğu; öğrencinin akademisyenden çekinmediği, soru sormaktan korkmadığı, düşüncesini özgürce ifade edebildiği ve öğrenme heyecanını kaybetmediği kurumlar hâline getirilmelidir” dedi.
Uludağ açıklamasında, “Bizim ihtiyacımız, yalnızca üniversite diploması taşıyan gençler değil; düşünen, sorgulayan, araştıran, üreten ve öğrendiği bilginin peşinden cesaretle gidebilen bir gençliktir” değerlendirmesinde bulundu.




