Bolu Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 4’ü tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşması ikinci gününde devam etti. Görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, mahkemede yaptığı savunmada market yetkililerine baskı uygulandığı ve belediyedeki bazı işlemler karşılığında menfaat sağlandığı yönündeki suçlamaları kabul etmedi. Can, kimseye talimat vermediğini ve herhangi bir kişiden para almadığını savundu.

Bolu'da irtikap davasında ikinci gün başladı
Bolu'da irtikap davasında ikinci gün başladı
İçeriği Görüntüle

“HİÇBİR MARKET YETKİLİSİNİ ARAMADIM”

Market yetkililerine yönelik baskı iddialarına ilişkin konuşan Can, daha önce verdiği ifadelerin geçerli olduğunu belirterek, “28 Şubat'ta gözaltına alındığımda verdiğim tüm ifadelerim geçerlidir. Farklı kişilerle görüştüm ancak kiminle hangi konuda görüştüğümü hatırlamıyorum. Söz konusu marketlere herhangi bir zorlama yapılmadı. Ben hiçbir market yetkilisini aramadım. Kendileri bizzat beni ziyaret etti. Kimseyle para konuşmadım” dedi.

“ÜZERİME ATILAN SUÇLARIN HİÇBİRİNİ KABUL ETMİYORUM”

Belediye personeline herhangi bir talimat vermediğini öne süren Can, “Hayatım boyunca yalan söylemedim. Onurumla, şerefimle yaşadım. Gözaltına alındığım süreçte de yalan beyanda bulunmadım. Ben kimseye talimat vermedim. Zabıtada 90 kişi çalışıyor. Her birinin ne yaptığını tek tek bilmem mümkün değil. Üzerime atılan suçların hiçbirini kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

“KİM MENFAAT SAĞLADIYSA ZEHİR ZIKKIM OLSUN”

Belediyedeki inşaat, imar ve ruhsat işlemleri sırasında kendisinden zorla para talep edildiğini öne süren Nazmi Güzel'in iddialarına da yanıt veren Can, söz konusu birimin kendisine bağlı olmadığını savundu. Can, “Ben kesinlikle bana bağlı olmayan bir müdürlüğün işleyişini bilemem. Nazmi Güzel'i 2009 yılından beri tanıyorum ancak kendisiyle herhangi bir yakınlığım olmadı” dedi.

Hakkındaki menfaat sağlama suçlamalarına tepki gösteren Can, “Yemin ediyorum, kim menfaat sağladıysa zehir zıkkım olsun. Yemin ediyorum, böyle bir olayın içinde bulunmadım. Herhangi bir tutanak veya işlem varsa tespit etsinler efendim. Bana verilen bir para yok. Bu suçlamaları kabul etmiyorum” diye konuştu.

“CEZAEVİNDE ŞARTLAR ÇOK AĞIR”

Tutukluluk sürecinde yaşadığı zorlukları da mahkeme heyetine anlatan Can, cezaevi koşullarının kendisini fiziksel ve psikolojik olarak yıprattığını ifade etti. Can, “Ben bu süreçte çok yoruldum. Cezaevinde şartlar çok ağır. Ben neden buradayım diye düşünüyorum, bir şey bulamıyorum” dedi.

“HER ŞEYİ TIRNAKLARIMLA KAZIYARAK KAZANDIM”

Mal varlığına ilişkin açıklamalarda da bulunan Can, sahip olduğu ev, otomobil ve arsayı kendi imkânlarıyla edindiğini savundu.

Can, “Eşim 70 bin lira kredi çekti. Uzun vadeli krediyle şu anda Borazanlar'da oturduğumuz evi aldık. Sonra 2016 model bir araba aldık. Ben emekli olunca da Dağkent'te bir arsamız oldu. Ben bunların hepsini tırnaklarımla kazıyarak kazandım. Bir çocuk okuttum. Şu anda yarı zamanlı olarak kasada çalışıyor” ifadelerini kullandı.

“ARTIK SİYASET YAPMAYACAĞIM”

Savunmasının sonunda ailesinin yaşadığı sıkıntılara değinen Can, cezaevinden çıktıktan sonra siyasi hayatına devam etmeyeceğini açıkladı.

Yaşanan süreç nedeniyle anne ve babasının da sağlık sorunları yaşadığını belirten Can, “Ben çocuklarım için yaşadım. Alnım ak, başım dik. Babam ve annem üzüntüsünden hasta oldu. Ben artık buradan çıktıktan sonra siyaset yapmayacağım. Anladığım bir iş değilmiş. Ailemle bir arada olmak istiyorum. Beraatimi istiyorum” diyerek mahkemeden beraatini talep etti.