Bolu Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın 3’üncü duruşması başladı. Duruşmada esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yapan Özcan, zincir marketlerle yapılan reklam sözleşmeleri ve sonrasında gerçekleştirilen denetimlere ilişkin suçlamalara yanıt verdi.
“MARKETLERE YAZILI TEKLİF SUNDUK”
Savcılığın, BOLSEV A.Ş. ve BOLSEV Vakfı’na gelir sağlamak amacıyla 6 zincir markete yönelik tamamlanmış irtikap, 3 markete yönelik ise irtikaba teşebbüs suçlamasında bulunduğunu belirten Özcan, market temsilcileriyle yapılan toplantının amacının reklam sözleşmesi tekliflerini iletmek olduğunu savundu. Özcan, “Savcılığın mütalaasının belirli kısımlarına katılıyorum. BOLSEV A.Ş. ve BOLSEV Vakfı’na gelir sağlamak için Bolu’da faaliyet gösteren marketlerle reklam sözleşmesi yapmak istendiği doğru. Marketleri yağlı müşteri gibi gördüğümüz de doğru. Ancak toplantının tarihi net değil” ifadelerini kullandı.
Toplantıda market temsilcilerine yazılı teklif sunulduğunu belirten Özcan, “Siz hiç Türkiye’de irtikap suçu işlenirken yazılı teklif dağıtıldığını duydunuz mu? Bunun örneği yok. Biz market temsilcilerini çağırmışız. Bunların yetkisi yok. Orada da söyledim. Biz onlara üst yönetiminize ulaştırın diye teklifleri verdik. İrtikap yapmak istesek yazılı teklif vermezdik” dedi.
“DENETİMLERİN HUKUKA UYGUN OLDUĞU BELİRTİLMİŞ”
Market temsilcileriyle yapılan toplantıda kullandığı öne sürülen ifadelere de açıklık getiren Özcan, kendisine atfedilen küfürlü ifadeyi kullanmadığını savundu. Özcan, “Toplantıda reklam ücretlerinin yüksek olduğunu söyleyenler olmuş, ben de ‘Seve seve verirler, nerelere para veriyorlar’ dedim” şeklinde konuştu. Toplantının ardından bazı zincir marketlere yönelik denetimler gerçekleştirildiğini ve idari para cezaları uygulandığını aktaran Özcan, bu işlemlerin hukuka uygun olduğunu ileri sürdü. Özcan, “Bu olaylardan sonra belediyeye bir zincir market şikâyette bulunduğu için müfettişler gelmiş. Müfettişlerin aylarca aldığı ifadelerden hiç bahsedilmiyor. Müfettişlerin raporuna göre yapılan denetimlerin hukuka uygun olduğu belirtilmiş. Bu raporda ceza hukuku anlamında tespitte bulunulmadığı söyleniyor. Ama sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığı bunu alıp durumu bu noktaya getiriyor” ifadelerini kullandı.
“SUÇLAMALAR ALİ SARIYILDIZ’IN BEYANLARINA DAYANDIRILMIŞ”
Savunmasının devamında BOLSEV Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız’ın soruşturma kapsamında verdiği ifadelere değinen Özcan, savcılığın değerlendirmelerine itiraz etti. Özcan, “Marketler olayında MASAK’tan sonuç alınamamış, idari soruşturma dosyasından sonuç alınamamış, müşteki tanık ifadelerinden sonuç alınamamış. Son olarak Ali Sarıyıldız’ın nisan ayındaki dilekçesinden sonuç alınmış, dava açılmış” dedi. Sarıyıldız’ın duruşmadaki beyanlarına da değinen Özcan, “Ali Sarıyıldız duruşmada bunlara kendisinin şahit olmadığını, Saffet K.’den duyduğunu belirtti. Ali beyan vermiş ve küçük bir ödül almış. Ali, bu davada irtikap suçunun asli faili değil, yardım eden olarak nitelendirilmiş savcılık tarafından” ifadelerini kullandı.
“İFADELER ARASINDA FARKLILIKLAR VAR”
Ali Sarıyıldız’ın soruşturma sürecinde verdiği ifadeler arasında farklılıklar bulunduğunu ileri süren Özcan, savcılığın mütalaasında esas aldığı beyanları eleştirdi. Özcan, “Suçlamalar kilit sanık Ali Sarıyıldız’ın beyanlarına dayandırılmış. Onun 5 ifadesi var. İlk 3 ifade son derece doğru. Sonraki iki ifadesi farklı. Hatta son ifadesinde söylediklerinin tamamının duyumdan kaynaklı olduğunu belirtiyor. 5 ifadesi varken en çok çürütülmüş 4’üncü ifadesi mütalaada nasıl somut delil olarak gösteriliyor?” diye konuştu. Zincir marketlere yönelik işlemlerde irtikap suçunun unsurlarının oluşmadığını savunan Özcan, “Burada icbardan bahsetmek mümkün değil. Dolayısıyla bu irtikap suçunda 2 gramlık sinekten 5 gram yağ çıkartmaya çalışmış savcılık” dedi.





