Geçen haftadan devam ediyorum.
…/.
Koru Otel’de yapılan yemekte diğer konuşmacımız İzzet Baysal Caddesinde yıllardır Arzu Eczanesi ismiyle eczacılık yapan Arzu Beykoz’du. Derneğimizin de üyesi olan Arzu Beykoz, ilaçlar ve ilaç kullanımı konusunda öyle güzel bilgiler verdi ki, yemeğe katılanlar konuşma bittiğinde bile Arzu Hanım’ı soru yağmuruna tuttular.
Arzu Beykoz, 1982 yılında Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. 1984 yılında Bolu’da Arzu Eczanesi adı ile eczacılık faaliyetine başladı. 2001-2005 yılları arasında Eczacı Odası Bolu İl Temsilciği yaptı. 2009-2010 yıllarında Ankara’da Türk Eczacıları Birliğinde görev aldı. Mesleğini yaparken sürekli olarak sivil toplum örgütlerinde çalıştı. Tema Vakfı, Türk Ocağı, Türk Kadınlar Birliği, Yardım Sevenler Derneği, Türk Kadınlar Konseyi üyesidir. Aynı zamanda şu anda da Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Bolu Şubesinde yönetim kurulunda çalışmaktadır.
Arzu Beykoz’un konuşması bilgi doluydu ve hepimiz için aynen bir ders niteliğindeydi. Eminim sizler de bu bilgilerden çok yararlanacaksınız. Arzu Hanım şunları söyledi:
“Eczacılar, sağlık meslek mensubudur. Hastalıklardan korunmak için kullanılan ilaçların, hastalara sunulması, anlatılması, doğru kullanılması ve hastaların bilgilendirilmesi görevini yapan sağlık danışmanıdır.
Bebeklerin, çocukların, kadınların, hamilelerin, yaşlıların, sakatların ve toplumdaki tüm bireylerin sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi için görevli ve sorumludur eczacılar…
İlaçların doğru, güvenli ve etkili kullanımı konusunda uzmandırlar ve bilgi verirler. İlaçların doğru saklama koşulları çok önemlidir.
-Kutusu üzerinde “2-8 derece arasında saklayın” yazılı ilaçlar, buzdolabının kapak rafına koyulur ve asla dondurulmaz.
-Kutusu üzerinde “25 derece oda sıcaklığında” yazıyorsa, oda ısısında, ama serin, güneş ve ısı görmeyen yerde muhafaza edilir.
-Banyo gibi sıcak, nemli, rutubetli yerlere asla ilaçlar koyulmaz.
-İlaçların kapakları sıkı kapatılmalıdır. Mümkünse kutularından çıkarılmamalıdır.
- Son kullanma tarihi geçen ilaçları doğaya zarar vermemek için, çöpe, lavaboya atmamalıyız. Bunun için, eczanelerin önündeki geri dönüşüm kutularını kullanabiliriz.
-Bazı besinler, bazı ilaçların etkisini arttırır veya azaltır. Mesela demir ilaçları, süt ve süt ürünleri ile birlikte alınmaz, en az 2-3 saat ara olmalıdır. Gene demir ilaçları C vitamini ile beraber alındığında etkisi daha yüksek olur.
-Tiroit ilaçları mutlaka sabah aç karnına alınır ve en az bir saat sonra kahvaltı yapılır. Mide koruyucular, şalgam, lahana, karnabahar çok yenildiğinde ilacın etkisini azaltabilir.
-Kan sulandırıcı ilaç içiliyorsa, Omega 3 takviyesi alınamaz, ya da doktor kontrolünde kullanılır.
-Çoklu ilaç kullanımında, ilaçlar avucunuza koyulup bir arada içilemez, aralarına 15-20 dakika ara koyulmalıdır.
-İlaçlar, doktor veya eczacı önerisi dışında, çiğneyerek, kırılarak, suda eritilerek asla içilmemelidir.
-Vücudumuzdaki vitamin ve mineral eksikliklerine bakmadan, ezbere takviyeler almak, böbreklere ve karaciğere zarar verebileceğinden dikkatli olmak gerekir.
-Toplumumuzda, özellikle son yıllarda “Bitkisel” adı altında satılan tüm ürünlerin zararsız olduğu algısı oluşturulmuştur. Kontrolsüz, firması belli olmayan, içinde pek çok ucuz, zararlı ve sahte malzeme olan bitkisel ürünler, reklam paraları ödeyerek televizyonlara çıkmakta, yanlış bilgilerle insanlara zarar vermekteler.
-İzmir’de Ekim ayında internetten satın aldığı zayıflama kahvesini kullanan bir kadının kalbi durdu, hastanede yeniden çalıştırıldı ve 1,5 ay entübe edilerek yoğun bakımda kaldı.
-Benzer bir olay da; Kayseri’de internetten aldığı gençlik-güzellik kremini kullanan bir kadının tüm yüzü ve boynu ileri derecede yanık oldu. Günlerce hastanelerde kaldı ve ölümden döndü…
Özetle, “Doğal ürün- bitkisel ürün” zararsız demek değildir. Tabi ki, bitkilerin içinde sağlığımızı iyi yönde etkileyen şifalı maddeler vardır. Ancak bunlar, eğitim almış, bilinçli hekim ve eczacılar elinde tedavi edici şekle dönüşür.
UNUTMAMALIYIZ Ki…
Sağlığımız her zaman, her şeyden daha önemlidir. Beden sağlığımız ve ruh sağlığımız yerinde olduğu zaman da, hayat daha güzel olacaktır.
Sağlıklı bir toplum;
Sağlıklı anneleri,
Sağlıklı evlatları,
Sağlıklı bireyleri yetiştirecektir.
Sağlıklı olanın umudu,
Umudu olanın her şeyi var demektir.
İlaçlar…sadece eczanede olmaz.
Gülmek… ilaçtır.
Yürüyüş… ilaçtır.
Hayvanları sevmek ilaçtır.
Bir çocuğu, bir genç kızı sevindirebilmek ilaçtır.
Anne babanın varlığı… ilaçtır.
Evladının mutlu günü… ilaçtır.
Sevdiğin biri ile sohbet etmek ilaçtır.
Sevmek ve sevilmek ilaçtır.
Her daim sağlıkla kalın.”
Sevgili Arzu Beykoz, emeklerine ve ağzına sağlık. Bu harika, bilgili ve duygulu konuşma için sana sonsuz teşekkür ediyoruz.
…
Yeni yılın herkese, sevdikleriyle birlikte nice sağlıklı, neşeli, bol kazançlı, mutlu ve huzurlu yıllar getirmesini dilerim…