Yıllar su gibi akıp gidiyor. Günler, aylar derken, bir de bakmışız ki koca bir yılı geride bırakmışız ve yeni bir yıla daha merhaba demişiz. Ömür dediğimiz şey de böylece geçip gidiveriyor işte.
Eskiden bizim zamanımızda renk renk, çeşit çeşit kartpostallar vardı. Kış manzaralı, çiçek ve gül motifli, sevgili fotoğrafları olan kartpostalları kırtasiyelerden alır, uzakta bulunan sevdiklerimize, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza şeker ve kurban bayramları ile yeni yıla girerken, arkalarına özenle güzel yazılar yazar, postaneden gönderirdik. Mektuplar kapalı zarflarla, tebrik kartları zarfların ağızları yapıştırılmadan açık olarak gönderilirdi. Zira zarflar kapalı olunca daha pahalı, açık olunca daha ucuz olurdu. Bu tebrik kartlarını yazarken ve gönderirken çok mutlu olurduk. Bize gelen tebrik kartlarını almak ise bambaşka sevinç ve mutluluk verirdi. Ben hala o dönemden kartların bir kısmını saklıyorum. O kadar güzeller ki atmaya kıyamıyorum.
Teknolojinin çok hızlı gelişmesi ile sosyal ağlar çeşitlendi ve bu tebrik kartları da tarihe karıştı. Şimdi herkes elindeki telefondan anında bayram ve yeni yıl kutlamalarını hiç masraf yapmadan aynı anda yüzlerce ve binlerce kişiye gönderebiliyor.
2025 yılını siyasi ve ekonomik krizleri ile birlikte geride bıraktık. 2026 yılının da pek parlak geçmeyeceği Ocağın ilk günlerinde yaşadığımız olaylarla görülüyor. Yine de umutlarımızı tazeleyerek, eşimize dostumuza güzel dileklerimizi internet üzerinden mesajlarla gönderdik. Bize de sayısız tebrik, iyi dilek ve kutlama mesajları geldi.
Bu mesajların içinde Cahit Sıtkı Tarancı’nın çok güzel bir yeni yıl şiiri de vardı. Şair diyor ki;
“Öyle bir yıl olsun ki;
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Öyle bir yıl olsun ki;
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun.
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun,
Öyle bir yıl olsun ki:
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun.
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Öyle bir yıl olsun ki;
Yaşamak sevmek gibi, gönülden olsun…
Olursa bir şikayet ölümden olsun.
O da gençlerden uzak olsun.”
Eski bir Portekiz yeni yıl duasında da şöyle bir soru soruyor:
“Gelecek yılın sana ne getirmesini istersin?”
Cevabını da çok anlamlı şu dileklerle veriyor:
“Hiçbir şey. Bana bir şey getirmesini istemiyorum.Tek istediğim, benden hiç bir şeyi alıp götürmemesidir. Beni koruyan çatıyı, beni doyuran tabağı, beni ısıtan battaniyeyi, beni aydınlatan ışığı, sevdiklerimin gülümsemesini, hazine değerindeki sağlığımı, geçim kaynağım olan işimi, güzel dostlukları, yarenliği, kucaklaşmaları ve öpücükleri benden alıp götürmesin. Ne hayallerimi, ne de içimde taşıdığım insanların oluşturduğu kalbimin parçalarını benden çalmasın.”
2026 yılının tüm ülkemize, milletimize, sevdiklerimize aydınlık günler, sağlık, mutluluk, huzur, neşe ve bol kazançlı günler getirmesini diliyorum.