KESK Bolu Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Fatma Öztürk Koçyiğit, TÜİK'in haziran ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından yaptığı yazılı basın açıklamasında, resmi enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Kamu emekçilerinin her geçen gün daha fazla yoksullaştığını belirten Koçyiğit, "Geçinemiyoruz, acil ek zam istiyoruz" diyerek hükümete çağrıda bulundu. Açıklamada NATO Zirvesi gerekçesiyle Ankara'da getirilen yasaklar da sert sözlerle eleştirildi.
"ARTIK ÇOCUKLAR BİLE TÜİK'İN RAKAMLARINA İNANMIYOR"
KESK Bolu Şubeler Platformu adına açıklama yapan Dönem Sözcüsü Fatma Öztürk Koçyiğit, TÜİK'in açıkladığı haziran ayı enflasyon rakamlarının toplumun yaşadığı ekonomik tabloyu yansıtmadığını belirterek, "Bugün 3 Temmuz 2026. TÜİK haziran ayı enflasyonu açıklandı. Öncelikle bu ülkede artık çocuklar bile TÜİK vasıtası ile açıklanan enflasyon rakamlarının yaşadığımız gerçek enflasyonu yarı yarıya düşük gösteren sahte rakamlar olduğunu biliyor" dedi.
Koçyiğit, yıllardır kamu emekçilerinin alım gücünün eridiğini ifade ederek, "Bizler her geçen gün derinleşen yoksulluğumuzda başrolü oynayan TÜİK rakamlarına göre yapılacak maaş artışlarından medet ummuyoruz" sözleriyle tepki gösterdi.
KESK'in iki haftadır ülke genelinde imza kampanyası yürüttüğünü belirten Koçyiğit, "Geçinemiyoruz! Acil Ek Zam İstiyoruz başlıklı bir imza kampanyası yürütüyoruz. Bugün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yapmayı ve kampanyada topladığımız imzaları iletmeyi planlamıştık. Ancak ne yazık ki NATO Zirvesi yasaklarına takıldık" ifadelerini kullandı.
"ANKARA YASAKLAR ÜLKESİNİN BAŞKENTİNE ÇEVRİLDİ"
Açıklamasında NATO Zirvesi öncesinde alınan güvenlik tedbirlerini de eleştiren Koçyiğit, "7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek ülkede haftalardır adeta sıkıyönetim havası estiriliyor. Ankara tam anlamı ile yasaklar ülkesinin başkentine çevrilmiş durumda" dedi.
Valiliğin anayasal hakları kısıtladığını öne süren Koçyiğit, "Valilik anayasal hakların başında gelen toplantı ve gösteri hakkını yok saymakla yetinmedi. Geçtiğimiz hafta aralarında bizim üyelerimizin de bulunduğu 200'den fazla kişi gözaltına alındı. Bunların yarısından fazlası sudan gerekçelerle tutuklandı" ifadelerine yer verdi.
NATO Zirvesi için ayrılan bütçeyi de eleştiren Koçyiğit, "Asgari ücretliye, emekçiye, emekliye gelince 'kaynak yok' diyenler, 427 bin asgari ücreti aşan bir bütçeyi sadece iki günlük NATO Zirvesi'ne harcamayı tercih etmiştir" dedi.
Koçyiğit, NATO'ya ilişkin değerlendirmesinde ise "NATO bir savunma ve barış örgütü değildir. NATO; emperyalizmin çıkarlarını koruma işlevi gören, savaş ve çatışmaları körükleyen bir ittifaktır" ifadelerini kullanırken, "NATO bugüne kadar hiçbir zaman mazlum halklara, ezilen halklara müjde vermemiştir. NATO'nun müjde verdiği adres her zaman ABD'nin başını çektiği emperyalizm, uluslararası silah tekelleri, savaş lordları ve askeri darbeciler olmuştur" dedi. Açıklamasını "NATO'dan gelecek bir müjdeden halka, emekçilere hayır gelmez" ve "NATO'dan çıkılsın, üsler kapatılsın" çağrısıyla sürdürdü.
"ÜÇ YILDIR EMEKÇİLER YOKSULLAŞTIRILIYOR"
Ekonomi yönetimini de eleştiren Koçyiğit, ülkede uzun süredir emekçilerin aleyhine bir ekonomi politikası uygulandığını savunarak, "Üç yıldır 'yeni', 'rasyonel' gibi adlarla cilaladıkları bir programı uyguluyorlar. Sermayeye teşvik üstüne teşvik yağdırdılar. Vergi barışı, vergi indirimi diyerek bir avuç sermayeyi ihya ettiler" dedi.
Emekçiler söz konusu olduğunda farklı bir yaklaşım sergilendiğini belirten Koçyiğit, "'Asgari ücrette, memur ve emekli maaşlarında artış enflasyonu körüklüyor' dediler. Buna o kadar inanıyorlar ki hem ücretlerimizi dibe çekerek hem de vergi yükümüzü artırarak yoksulluğumuzu derinleştiriyorlar" ifadelerini kullandı.
Koçyiğit, açıklamasında "Üç yıl boyunca 88 milyonun gözünün içine baka baka söylediklerinin koca bir yalandan ibaret olduğu bugün bir kez daha ispatlandı" derken, "Maaşlarımız hızla buharlaşıyor. Yaşamımız gittikçe zorlaşıyor. Barınma, beslenme, sağlık, eğitim gibi en temel ihtiyaçlarımızı dahi karşılamakta zorlanıyoruz" sözleriyle yaşanan ekonomik tabloyu değerlendirdi.
Açıklamada ayrıca, "Haziran ayı itibarıyla açlık sınırı 40 bin TL'ye, yoksulluk sınırı ise 120 bin TL'ye ulaşmıştır", "En düşük emekli maaşı açlık sınırının yarısına inmiştir" ve "Asgari ücret açlık sınırının 12 bin TL altında kalmıştır" ifadelerine de yer verildi.
"MAAŞ ZAMMININ TAMAMI KİRAYA GİDİYOR"
Koçyiğit, TÜİK'in açıkladığı 12 aylık ortalama enflasyon üzerinden kira artışlarına dikkat çekerek, "60 bin TL maaş alıp bunun yarısını kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı temmuz ayında 8 bin 105 TL artacak. Ama kirası 9 bin 610 TL artacaktır. Yani maaş zammının tamamı kira artışına gidecek. Hatta kirasını karşılayabilmek için cebinden bin 505 TL daha koymak zorunda kalacaktır" dedi.
Koçyiğit, "Milyonlarca kamu emekçisine ve emekliye bugün açıklanan TÜİK rakamları gösterilmekte ve 'Altı ayda gerçekleşen enflasyonun dört, beş puan altında kalan artışlarla yetinin' denmektedir. Milyonlarca asgari ücretliye 'açlık sınırının altında kalmaya devam edeceksiniz', milyonlarca emekliye ise 'size açlık sınırının yarısı kadar aylık yeter' denmektedir" ifadelerini kullandı.
"TOPLU SÖZLEŞME KADÜK OLMUŞTUR"
Mevcut toplu sözleşmenin geçerliliğini yitirdiğini savunan Koçyiğit, "Suni TÜİK rakamlarına göre bile mevcut toplu sözleşme geçersiz hale gelmiş, kadük olmuştur. Bunun için yıllardır hepimize dayatılan yoksulluk ve sefalete artık yeter diyoruz" dedi.
KESK'in taleplerini sıralayan Koçyiğit, "Temmuz ayı maaşlarımızda ek yüzde 35 artış yapılmasını, mevcut tüm ek ödemelerin taban aylığımıza yansıtılmasını ve grevli toplu pazarlık hakkının önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Bizler KESK'liler olarak bu ülkede sadece kamu emekçilerinin değil, asgari ücretlisinden emeklisine, kamu işçisinden özel sektör işçisine kadar tüm çalışanların insanca yaşayacak bir ücreti fazlasıyla hak ettiğine inanıyoruz. Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu garabet düzenin çarkları altında ezilen herkesedir. Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Gelin, yoksulluğu kader gibi gösterenlere karşı sesimizi, gücümüzü birleştirelim. Taleplerimizi hep beraber savunalım. Birleşe birleşe kazanacağız. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın KESK" ifadelerini kullandı.




