Türkiye, 17 Ağustos 1999 Salı günü saatler 03.02’yi gösterdiğinde büyük bir depremle uyandı. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 7,6 büyüklüğündeki deprem yaklaşık 45 saniye sürdü. Marmara Bölgesi başta olmak üzere geniş bir coğrafyayı etkileyen deprem, Bolu ve o tarihte Bolu’ya bağlı bulunan Düzce ve çevresindeki ilçelerde de büyük korku ve yıkıma neden oldu.

Aradan geçen 27 yılın ardından dönemin gazete arşivleri ve resmî kayıtları, 17 Ağustos gecesi Bolu’da yaşananları yeniden gözler önüne seriyor.

BOLULULAR GECEYİ SOKAKLARDA GEÇİRDİ

Depremin hemen ardından Bolu kent merkezinde vatandaşlar büyük panikle evlerinden çıktı. Dönemin basınına yansıyan bilgilere göre Bolu merkezde önemli ölçüde yapısal hasar meydana gelmezken, artçı sarsıntılardan endişe eden çok sayıda vatandaş evlerine dönmedi.

Bolulular geceyi caddelerde, sokaklarda ve parklarda geçirdi. Deprem nedeniyle kentte elektrik, su ve telefon hatlarında kesintiler yaşandı. Haberleşmenin aksaması, deprem bölgesinden sağlıklı bilgi alınmasını da güçleştirdi.

DÜZCE O TARİHTE BOLU’NUN İLÇESİYDİ

Bolulu şehit Ziya Sarpkaya'nın vefat eden annesi son yolculuğuna uğurlandı
Bolulu şehit Ziya Sarpkaya'nın vefat eden annesi son yolculuğuna uğurlandı
İçeriği Görüntüle

17 Ağustos Depremi’nin Bolu açısından değerlendirilmesinde en önemli tarihî ayrıntılardan biri ise dönemin idari yapısı oldu.

Bugün il olan Düzce, deprem meydana geldiğinde henüz Bolu’ya bağlı bir ilçeydi. Düzce ile birlikte Gölyaka, Cumayeri, Gümüşova ve Çilimli de Bolu sınırları içerisinde bulunuyordu. Bu nedenle 1999 yılına ait birçok resmî belgede ve istatistikte “Bolu” başlığı altında verilen can kaybı ve hasar rakamlarının önemli bölümünü, günümüzde Düzce ili sınırları içerisinde kalan bölgelerde meydana gelen kayıplar oluşturdu. Depremin en ağır bilançosu da dönemin Bolu il sınırları içerisinde bulunan Düzce ve çevresindeki ilçelerde ortaya çıktı.

BOLU’DA KRİZ MASASI KURULDU

18 Ağustos 1999 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre, depremin hemen ardından Bolu’da dönemin Vali Yardımcısı Avni Eryorgun başkanlığında kriz masası oluşturuldu.

Kriz masasından alınan ilk bilgilere göre, o tarihte Bolu’ya bağlı bulunan Düzce ile Çilimli, Gölyaka ve Gümüşova depremden ağır şekilde etkilendi. Bölgelerden gelen yıkım haberlerinin ardından arama kurtarma ve sağlık ekipleri harekete geçirildi.

Cumhuriyet Gazetesi’nin haberinde, Bolu Kriz Masası’nın İçişleri Bakanlığından seyyar hastane ile arama kurtarma çalışmalarında kullanılmak üzere araç ve gereç talep ettiği bilgisine de yer verildi.

YARALILAR BOLU’YA TAŞINDI

Düzce ve çevresindeki yıkılan binaların enkazlarından çıkarılan yaralıların bir bölümü ambulanslarla Bolu’ya getirildi. Yaralıların sevk edildiği merkezlerin başında SSK Bolu Hastanesi ile İzzet Baysal Devlet Hastanesi geldi. Ancak devam eden artçı sarsıntılar nedeniyle hastaların hastane binalarına alınmasında büyük endişe yaşandı. Dönemin gazete kayıtlarına göre yaralıların tedavilerinin sürdürülebilmesi amacıyla hastane bahçelerine yataklar çıkarıldı.

HASTANE BAHÇELERİ TEDAVİ ALANINA DÖNÜŞTÜ

17 Ağustos gecesinin Bolu'daki en çarpıcı görüntülerinden biri hastanelerde yaşandı. Artçı sarsıntılar devam ederken yaralıların tedavileri hastane bahçelerinde gerçekleştirildi. Hastanelerde jeneratörler devreye sokulurken, sağlık çalışanları bir taraftan Bolu'daki vatandaşlarla ilgilendi, diğer taraftan Düzce ve çevresinden getirilen yaralılara müdahale etti.

Depremin ilk saatlerinde Düzce'deki sağlık kuruluşlarının da yaralılarla dolduğu, bölgede onlarca ambulansın sürekli olarak yaralı taşıdığı dönemin basınına yansıdı.

BOLU 2. KOMANDO TUGAYI HAREKETE GEÇTİ

Bolu, depremden etkilenen kentlerden biri olmasının yanı sıra kurtarma çalışmalarında da önemli görev üstlendi. Depremin ardından Bolu 2. Komando Tugayı’ndan 140 kişilik kurtarma ekibi oluşturuldu. Askerler, ağır yıkımın yaşandığı Düzce ve çevresindeki bölgelere gönderildi.

Komandoların yanı sıra Bolu Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ekipleri de Düzce, Çilimli, Gölyaka ve Gümüşova’daki arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Böylece Bolu’dan gönderilen askerler ve kamu ekipleri, enkaz altında kalan vatandaşlara ulaşmak için yürütülen çalışmalarda görev aldı.

YOLLAR VE KÖPRÜLER DE ZARAR GÖRDÜ

Deprem ulaşımı da olumsuz etkiledi. Bolu ile Düzce ve Akçakoca arasındaki bazı yollar ve köprülerde hasar meydana geldi. Ulaşımda yaşanan sorunlar, özellikle depremin ilk saatlerinde bölgeye ekip ve yardım ulaştırılmasını güçleştirdi. Haberleşme hatlarının kesilmesiyle birlikte ulaşım ağındaki hasar, afet bölgesindeki durumun belirlenmesini daha da zorlaştırdı.

İLK SAATLERDE BİLANÇO SÜREKLİ DEĞİŞTİ

Depremin büyüklüğü ve yıkımın geniş bir alana yayılması nedeniyle ilk saatlerde can kaybı ve yaralı sayıları sürekli değişti.

18 Ağustos 1999 tarihli gazete kayıtlarında Düzce, Çilimli, Gölyaka ve Gümüşova’da can kaybının 134’e, yaralı sayısının ise 600’ün üzerine çıktığı bildiriliyordu. Arama kurtarma çalışmaları ilerledikçe bilanço ağırlaştı. Daha sonraki kayıtlarda, dönemin idari sınırları esas alınarak “Bolu” için verilen can kaybı sayısının 270’e kadar çıktığı görülüyor. Ancak bu rakamın Bolu kent merkezindeki can kaybı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Düzce ve çevresindeki ilçelerin 17 Ağustos 1999 tarihinde Bolu’ya bağlı olması nedeniyle bölgedeki can kayıpları da dönemin Bolu istatistiklerine dahil edildi.

270 CAN KAYBININ ARDINDAKİ TARİHÎ AYRINTI

Bugünün idari sınırları üzerinden bakıldığında “17 Ağustos Depremi’nde Bolu’da 270 kişi hayatını kaybetti” ifadesi yanlış anlaşılmaya açık bir bilgi olarak öne çıkıyor.

Dönemin kayıtlarında Bolu adına görülen ağır bilançonun merkezi, bugünkü Bolu kent merkezi değil, o tarihte Bolu’ya bağlı bulunan Düzce ve çevresiydi. Düzce Valiliğinin kayıtlarında da 17 Ağustos Depremi’nde Düzce, Gölyaka, Cumayeri, Gümüşova ve Çilimli’de toplam 270 kişinin hayatını kaybettiği, 1.157 kişinin yaralandığı ve 685 kişinin enkazdan sağ çıkarıldığı bilgisi yer alıyor. Bu rakamlar, dönemin resmî belgelerinde neden Bolu adına ağır bir bilanço görüldüğünü de ortaya koyuyor.

3 BİNDEN FAZLA KONUT TAMAMEN YIKILDI

Bugün Düzce sınırlarında kalan bölgelerdeki yıkımın boyutu da oldukça ağırdı. Düzce Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi kayıtlarına göre deprem ve artçı sarsıntıların ardından bölgede 3 bin 132 konut ile 692 işyeri tamamen yıkıldı. Düzce Belediyesi, Düzce Devlet Hastanesi ve Düzce Lisesi gibi kamu yapıları da ağır hasar gördü. Sağlık kuruluşlarının zarar görmesi nedeniyle bazı sağlık hizmetleri açık alanlarda ve çadırlarda yürütüldü.

HAFIZALARA KAZINAN O SORU: “SESİMİ DUYAN VAR MI?”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından enkazlarda başlayan arama kurtarma çalışmalarında tekrar tekrar yükselen bir soru, felaketin hafızalara kazınan sözlerinden biri oldu: “Sesimi duyan var mı?”

Arama kurtarma ekipleri, beton yığınlarının altında hayatta kalanlara ulaşabilmek için enkazlara bu sözlerle seslendi. Çalışmalar sırasında çevrede sessizlik sağlanıyor, enkaz altından gelecek en küçük ses ve yaşam belirtisi duyulmaya çalışılıyordu. Enkazların başında yakınlarından gelecek iyi bir haberi bekleyen vatandaşlar için de duyulacak tek bir ses, umudun yeniden yeşermesi anlamına geliyordu.

“Sesimi duyan var mı?” sözü, zamanla yalnızca arama kurtarma çalışmalarında kullanılan bir çağrı olmaktan çıktı. O gece yaşanan çaresizliğin, enkaz altında yaşam mücadelesi verenlerin ve onları kurtarmak için zamanla yarışanların hafızalara kazınan ifadesi haline geldi.

Aradan 27 yıl geçmesine rağmen 17 Ağustos denildiğinde hafızalarda yalnızca yıkılan binalar ve acı bilanço değil, enkazların başındaki sessizlikte yankılanan o soru da kaldı:

“Sesimi duyan var mı?”

BOLU İÇİN DEPREM KABUSU 87 GÜN SONRA GERİ DÖNDÜ

17 Ağustos'un yaraları henüz sarılmadan bölge yalnızca 87 gün sonra ikinci kez büyük bir depremle sarsıldı.

12 Kasım 1999 günü saat 18.57’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki Düzce Depremi bu kez Bolu kent merkezinde çok daha ağır sonuçlara yol açtı.

17 Ağustos'ta büyük çaplı yapısal yıkım yaşamayan Bolu merkez, 12 Kasım'da ağır hasarla karşı karşıya kaldı. Binalar çöktü, çok sayıda yapı ağır hasar gördü ve can kayıpları yaşandı.

Bu nedenle Bolu'nun toplumsal hafızasında yer alan 1999 deprem görüntülerinin önemli bir bölümü 17 Ağustos'tan ziyade 12 Kasım Depremi'nin izlerini taşıdı.

27 YIL SONRA AYNI ACI HAFIZALARDA

Türkiye'nin yakın tarihindeki en büyük afetlerden biri olan 17 Ağustos Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen o gece yaşananlar hafızalardaki yerini koruyor.

Bolu açısından 17 Ağustos'un hikâyesi ise bugünkü il sınırlarından çok daha geniş bir anlam taşıyor. Boluluların sokaklarda geçirdiği geceden hastane bahçelerinde tedavi edilen yaralılara, Bolu 2. Komando Tugayı'ndan gönderilen 140 kişilik kurtarma ekibinden o tarihte Bolu'nun ilçesi olan Düzce'deki büyük yıkıma kadar 17 Ağustos, kentin yakın tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kayıtlarda yer alıyor.

17 Ağustos'un ardından yalnızca 87 gün sonra meydana gelen 12 Kasım Depremi ise Bolu'nun 1999 yılında yaşadığı deprem gerçeğini daha da ağırlaştırdı.

Muhabir: Sinem Altunay