Eğitim Sen Bolu Şubesi, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde öğrencileri hedef alan silahlı saldırının ardından okul güvenliğine dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması yaptı. 23 Eylül Çarşamba günü saat 17.30’da Kardelen Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamayı Eğitim Sen Bolu Şube Başkanı Dilek Çakman okudu.
Turgutlu’da sabah saatlerinde meydana gelen silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralandığını hatırlatan Çakman, okullarda her geçen gün artan şiddet olaylarının ve öğrencilerin yaşam hakkını tehdit eden saldırıların basit bir asayiş sorunu olarak ele alınamayacağını söyledi.
Çakman, “Okullarda her geçen gün tırmanan şiddet olayları ve öğrencilerin yaşam hakkını tehdit eden saldırılar, artık münferit vakalarla geçiştirilebilecek basit bir asayiş sorunu olarak görülemez. Okullarda yaşananlar; eğitim sistemimizin içine sürüklendiği yapısal krizin, derinleşen toplumsal şiddet ikliminin ve öğrencilerin can güvenliğini yok sayan ihmaller zincirinin doğrudan bir sonucudur” dedi.

“GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK TALEBİ GÖRMEZDEN GELİNMEMELİ”
Milli Eğitim Bakanlığının eğitimdeki temel sorunlara yoğunlaşması gerektiğini ifade eden Çakman, öğrenciler ve eğitim çalışanlarının güvenliğinin öncelikli hale getirilmesini istedi.
Çakman, “Millî Eğitim Bakanlığı, bütün enerjisini ve mesaisini ‘önlük’ gibi şekilci dayatmalarla, öğretmenlerin giyim kuşamıyla veya mevzuatın etrafından dolanan yüzeysel düzenlemelerle harcamaktan derhal vazgeçmelidir. Okullarda ve okul çevrelerinde öğrenciler saldırıların hedefi olurken, eğitim emekçileri her gün şiddet riskiyle yüz yüze çalışırken, Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan ‘güvenli okul güvenli gelecek’ talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
Okulları yalnızca güvenlikçi denetim alanlarına dönüştüren yaklaşımların çözüm üretmediğini savunan Çakman, öğrencilerin potansiyel birer “suç öznesi” olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Kalıcı çözüm için Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) hizmetleri ile sosyal hizmet uzmanlarının eğitim sürecinin merkezine alınmasını isteyen Çakman, bu alandaki görevlendirmelerin yalnızca kontenjan hesaplarına göre yapılmaması gerektiğini kaydetti.
Çakman, psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesinde her okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik koşullarının, öğrencilerin ihtiyaçlarının ve somut risklerin dikkate alınması gerektiğini belirtti. MEB’in eğitim ortamlarında yaşanan sorunlara yalnızca polisiye yöntemlerle yaklaşmaması gerektiğini ifade eden Çakman, önleyici, koruyucu, pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

KALABALIK SINIFLAR VE AKRAN ZORBALIĞINA DİKKAT ÇEKTİ
Eğitim sisteminde uzun süredir devam eden sorunlardan birinin kalabalık sınıflar olduğunu belirten Çakman, sınıf mevcutlarının azaltılmasını, öğrenciler ve eğitim emekçileri için daha sağlıklı ve güvenli eğitim ortamları oluşturulmasını istedi.
Müfredatın yalnızca sınava odaklanan eleme ve yarıştırma anlayışından çıkarılması gerektiğini kaydeden Çakman, eğitim programlarının öfke kontrolü ve akran zorbalığıyla mücadeleyi de kapsaması gerektiğini belirtti. Kültür, sanat ve spor faaliyetlerinin eğitim sürecinde daha güçlü şekilde yer almasının önemine dikkat çekti.
Okulların güvenliğinin yalnızca polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmaması gerektiğini yineleyen Çakman, öğrencilerin sosyal, duygusal ve pedagojik ihtiyaçlarına yanıt verecek yeterli sayıda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanının istihdam edilmesini istedi.
Eğitim Sen adına Milli Eğitim Bakanlığına çağrıda bulunan Çakman, “Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlandığı, güçlü pedagojik bağların kurulduğu nitelikli ve demokratik okul iklimi inşa etme yönündeki her türlü adım derhal atılmalı, yeni saldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemler vakit geçirmeksizin alınmalıdır.” diye konuştu.





