Tüm Yerel-Sen Bolu Şube Başkanı Mustafa Kemal Sezer, Etimesgut Belediyesi'ne yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Sezer, "Halkın iradesine ve yerel demokrasiye yönelik siyasi operasyonları kabul etmiyoruz" diyerek, daha önce Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Bolu Belediyesi'ne yönelik gerçekleştirilen operasyonların ardından şimdi de Etimesgut Belediyesi'nin hedef alındığını savundu.
Sezer, Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda belediye yöneticisi ve belediye emekçisinin gözaltına alınmasının "yalnızca bir adli soruşturma olarak değerlendirilemeyeceğini" belirterek, "Son yıllarda muhalefet tarafından yönetilen belediyelere yönelik art arda gerçekleştirilen operasyonlar, halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi tartışmalı hale getirmeyi amaçlayan siyasi bir kuşatma görüntüsü vermektedir" ifadelerini kullandı.
"HUKUK, SİYASAL HESAPLARIN ARACI OLMAMALI"
Tüm Yerel-Sen olarak hukukun siyasi amaçlarla kullanılmasına karşı olduklarını belirten Sezer, "Hukukun, iktidarın siyasal hesaplarının aracı haline getirilmesini kabul etmiyoruz" dedi.
Kamu kaynaklarının doğru kullanılmasının ve yolsuzluk iddialarının bağımsız yargı tarafından soruşturulmasının hukuk devletinin gereği olduğunu ifade eden Sezer, "Ancak soruşturmaların peşinen suçlu ilan eden gözaltı şovlarıyla, algı operasyonlarıyla ve seçilmiş yerel yöneticileri itibarsızlaştırma yöntemleriyle yürütülmesi adalet duygusunu zedelediği gibi demokrasiye de ağır zarar vermektedir" değerlendirmesinde bulundu.
"HALKIN ÖZGÜR İRADESİ HEDEF ALINIYOR"
Türkiye'de uzun süredir seçimlerde kazanılamayan belediyelerin yargı ve idari mekanizmalar üzerinden baskı altına alınmaya çalışıldığını öne süren Sezer, "Halkın özgür iradesiyle seçilmiş yerel yönetimlere yönelik bu anlayış, yalnızca belediye başkanlarını değil, o kentte yaşayan milyonlarca yurttaşın iradesini hedef almaktadır" dedi.
Belediyelerin merkezi iktidarın vesayet kurumları olmadığını vurgulayan Sezer, "Belediyeler, merkezi iktidarın vesayet kurumları değil; halkın yönetime doğrudan katıldığı demokratik yapılardır" ifadelerini kullandı.
Seçimle elde edilemeyen yönetimlerin soruşturmalar ve siyasi baskılar yoluyla etkisizleştirilmeye çalışılmasının demokratik rejimle bağdaşmadığını dile getiren Sezer, "Halkın iradesini yok sayan hiçbir girişim meşruiyet kazanamaz" dedi.
"BEDELİNİ EMEKÇİLER VE YURTTAŞLAR ÖDÜYOR"
Belediyelerde çalışan kamu emekçilerinin de yaşanan süreçlerden olumsuz etkilendiğini belirten Sezer, "Yerel yönetimlerin sürekli baskı altında tutulması belediye hizmetlerini aksatmakta, emekçileri hedef haline getirmekte ve kent halkının kamusal hizmetlere erişimini olumsuz etkilemektedir. Bedelini ise her zaman emekçiler ve yurttaşlar ödemektedir" ifadelerine yer verdi.
Açıklamasında demokrasiye ve halkın tercihine sahip çıkmaya devam edeceklerini belirten Sezer, "Demokrasi yalnızca sandık günü hatırlanacak bir kavram değildir. Halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye seçimden seçime değil, her gün saygı gösterilmelidir. Hukuk, siyasal iktidarın sopası değil; adaletin güvencesi olmalıdır. Seçimle alamadıkları belediyeleri yargı eliyle kuşatma girişimleri beyhudedir. Halkın iradesi ne gözaltılarla ne de siyasi operasyonlarla teslim alınabilir. Demokrasiye, yerel yönetimlere ve halkın tercihine yönelik her türlü antidemokratik müdahalenin karşısında olmaya; belediye emekçilerinin, demokratik yerel yönetimlerin ve halkın iradesinin yanında durmaya devam edeceğiz" dedi.




