Bolu’da akran zorbalığıyla mücadelede farklı bir yaklaşım ortaya koyan “Nezaketin Kalbi Atıyor” projesi, Orhan Gazi Ortaokulu’nda öğrencilerin birbirleriyle iletişiminden öğretmenlerin sınıf içindeki yaklaşımına, velilerin çocuklarıyla ilişkilerinden okul çalışanlarının günlük yaşamına kadar geniş bir alanda etkisini gösteriyor. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin (BAİBÜ) sosyal sorumluluk projesi olarak yürütülen çalışma, çocuklara yalnızca nezaket kurallarını öğretmek yerine, bu davranışların günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelmesini hedefliyor.

BAİBÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şeyda Karabörk’ün öncülüğünde geliştirilen ve Bolu İl Millî Eğitim Müdürlüğünün izniyle Orhan Gazi Ortaokulu’nda uygulamaya alınan proje, 2024-2025 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilen etkinliklerle okul genelinde yaygınlaştırıldı. Kitap okuma çalışmaları, iyilik timleri, dostluk yarışmaları, aile eğitimleri, köy okullarına kitap bağışları ve nezaket temalı görsellerle desteklenen proje, sonraki eğitim öğretim yıllarında da devam etti.

ÜNİVERSİTENİN FARKLI BİRİMLERİ PROJEDE YER ALIYOR

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin sosyal sorumluluk çalışması olarak yürütülen proje, farklı akademik disiplinlerin katkısıyla şekilleniyor. Doç. Dr. Şeyda Karabörk’ün öncülüğünde hayata geçirilen çalışmaya, ele alınan konular doğrultusunda üniversitenin psikoloji ve eğitim alanındaki akademisyenleri de destek veriyor.

Tıp Fakültesinin yanı sıra psikoloji alanındaki uzmanlar ve Eğitim Fakültesinden akademisyenlerin katkılarıyla öğrencilerin sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimleri farklı yönleriyle ele alınıyor. Üniversitenin akademik birikimi, okul ortamında gerçekleştirilen seminerler, bilgilendirme toplantıları ve sosyal etkinliklerle öğrenciler ve velilerle buluşturuluyor.

Proje kapsamında yalnızca öğrencilerin birbirlerine karşı davranışlarının iyileştirilmesi değil, aile içi iletişimin güçlendirilmesi, öğretmenlerin olumlu iletişim yöntemlerini benimsemesi ve okul genelinde destekleyici bir eğitim ortamı oluşturulması amaçlanıyor.

“AKRAN ZORBALIĞINI TERSİNE ÇEVİRMEK İSTEDİK”

Projenin fikir sahibi Doç. Dr. Şeyda Karabörk, Bolu Nabız Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, çalışmanın ortaya çıkışında çocuklar arasında yaşanan akran zorbalığı, empati eksikliği ve olumsuz iletişim davranışlarının etkili olduğunu anlattı. Bir akademisyen, anne ve bağışıklık sistemi uzmanı olarak çocukların yaşadığı sorunları yakından gözlemlediğini belirten Karabörk, “Bugün okullarımızdaki çocukların hem zihinsel hem de duygusal ve akademik refahını derinden sarsan, ne yazık ki bir akran zorbalığı gibi geleceğin de problemi olan bir sorun vardı. Ben bir akademisyen, bir anne, bir immünolog, bağışıklık sistemi uzmanı olarak bunu kendime açıkçası dert edindim; çünkü toplumsal bir sorun olduğunu düşündüm” dedi.

Akran zorbalığıyla mücadelede yalnızca yasaklayıcı ve cezalandırıcı yöntemlere odaklanmak istemediklerini ifade eden Karabörk, “Akran zorbalığını tersine çevirip bir akran nezaketi devam ettirelim diye düşündüğümüzde, yasaklayıcı ya da cezalandırıcı geleneksel yöntemler yerine okullarda pozitif bir iklim ve sosyal bağışıklık yaratmak amacıyla hayata geçirildi” ifadelerini kullandı.

1200 ÖĞRENCİDEN YAKLAŞIK 5 BİN KİŞİYE ULAŞMA HEDEFİ

Projenin uygulama alanı olarak Orhan Gazi Ortaokulu’nun seçilmesinde okulun öğrenci sayısının önemli rol oynadığını belirten Karabörk, üniversitenin bilgilendirilmesi ve İl Millî Eğitim Müdürlüğünden gerekli izinlerin alınmasının ardından okul yönetimiyle görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi. Yaklaşık 1200 öğrencinin eğitim gördüğü okulda, öğrencilerin yanı sıra ailelere ve okul çalışanlarına da ulaşabileceklerini düşündüklerini anlatan Karabörk, sekiz kişilik bir çalışma ekibi oluşturulduğunu belirtti. Karabörk, “1200'e yakın öğrenci potansiyeli vardı. Dedik ki: 1200 öğrenci, 1200 anne, 1200 baba... Her birinin bir kardeşi olsa, işte idarecileriyle birlikte yaklaşık 5000 kişiye ulaşabileceğimiz bir kitle olur diye Orhan Gazi Ortaokulumuzla başladık” dedi. Projenin okul-aile-toplum iş birliği içerisinde yürütülmesiyle öğrencilerin kazandıkları olumlu davranışların ailelerine ve sosyal çevrelerine de yansıması hedeflendi.

İLK ADIM NEZAKET PANOLARIYLA ATILDI

2024 yılının eylül ayında başlayan uygulamada ilk olarak öğrencilerin kendi elleriyle hazırladıkları nezaket panoları oluşturuldu. Renkli kalplerin üzerine “Teşekkür ederim”, “Nasılsınız?” ve “Size nasıl yardımcı olabilirim?” gibi ifadeler yazıldı.

Öğrencilerin hazırladığı kalpler, okul panosunda ağaç şeklinde sergilenirken İngilizce öğretmenlerinin desteğiyle aynı ifadelerin İngilizce karşılıkları da hazırlandı. “BE KIND” başlıklı panolarla nezaketin okulun her alanında hatırlatılması amaçlandı. Karabörk, öğrencilerin sürece doğrudan katılmasının önemine dikkat çekerek, projenin ilk aşamasından itibaren çocukların yalnızca dinleyen değil, etkinlikleri hazırlayan ve uygulayan bireyler olmasını istediklerini anlattı.

600 ÖĞRENCİ “İYİLİK TİMİ” KİTABINI OKUDU

Ekim ayında gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, Metin Özdamarlar’ın kaleme aldığı “İyilik Timi” adlı kitapla buluşturuldu. Beşinci, altıncı ve yedinci sınıflarda öğrenim gören yaklaşık 600 öğrenciye ulaştırılan kitap, Türkçe öğretmenlerinin rehberliğinde değerlendirildi.

Öğrenciler kitapta yer alan arkadaşlık, iyilik, dayanışma ve yardımlaşma konularını sınıf ortamında ele aldı. Bu etkinlikle Millî Eğitim Bakanlığının “Okuyan Okullar” projesine de dolaylı katkı sağlandı. Okul içerisinde oluşturulan iyilik timleriyle öğrenciler, arkadaşlarının gerçekleştirdiği olumlu davranışları görünür hale getirmeye başladı. Sınıf tahtalarına ve panolara yapılan iyilikler yazılarak öğrencilerin birbirlerini takdir etmeleri teşvik edildi.

ÖĞRETMENLER DE NEZAKETİN PARÇASI OLDU

Proje kapsamında yalnızca öğrenciler değil, öğretmenler de çeşitli etkinliklerle sürece dahil edildi. Kasım ayında dostluk temalı öykü çalışmaları gerçekleştirilirken 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Okul Aile Birliğinin desteğiyle öğretmenlere kitaplar hediye edildi. Bu etkinlikle öğrencilerin öğretmenlerine karşı minnettarlıklarını ifade etmeleri ve okul içerisindeki olumlu iletişimin güçlendirilmesi amaçlandı. Proje yürütücüsü Karabörk, nezaket kültürünün kalıcı olabilmesi için öğretmenlerin ve diğer yetişkinlerin de çocuklara örnek olması gerektiğini belirtti.

1200 KİŞİYE NEZAKET MESAJLI IHLAMUR İKRAMI

Aralık ayında düzenlenen “Ihlamur Şenliği”, projenin en geniş katılımlı etkinliklerinden biri oldu. Bolu’nun soğuk kış günlerinde gerçekleştirilen etkinlikte yaklaşık 1200 öğrenci ve öğretmene ıhlamur ikram edildi. Ancak etkinliğin amacı yalnızca sıcak bir içecek sunmak değildi. Velilerin desteğiyle hazırlanan bardakların üzerine kalpler ve nezaket ifadeleri yerleştirildi. Öğrenciler, ikram sırasında teşekkür etme ve karşılarındaki kişilere nazik ifadelerle hitap etme konusunda teşvik edildi. Karabörk, “Gün boyunca ıhlamur etkinliğimiz devam etti. O gün bütün okul ıhlamur kokarken müdürümüzden müdür yardımcısına, öğretmenimizden çalışanına herkesin yüzünün en azından güldüğünü, mutlu olduğunu gözlemledik” ifadelerini kullandı. Etkinlik boyunca okul yöneticilerinin de öğrencilere “Teşekkür ederim” ve “Elinize sağlık” gibi ifadeleri hatırlattığını belirten Karabörk, küçük davranışların zaman içerisinde okulun genel atmosferini değiştirebildiğine dikkat çekti.

VELİLERE AİLE İÇİ İLETİŞİM EĞİTİMİ VERİLDİ

Projenin önemli ayaklarından birini de ailelere yönelik çalışmalar oluşturdu. Öğrencilerin okulda kazandıkları olumlu davranışların ev ortamında da desteklenmesi amacıyla üniversitenin akademik imkânlarından yararlanıldı.

BAİBÜ bünyesinde görev yapan Psikolog Dr. Evgin Miçooğulları tarafından velilere “Aile İçi Sağlıklı İletişim” semineri verildi. Seminerde ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları iletişim, aile içerisindeki anlayış, empati ve karşılıklı saygının önemi ele alındı. Karabörk, ailelerin projeye başlangıçtan itibaren destek verdiğini belirterek, bazı velilerin çocuklarıyla iletişim kurmakta zorlandıklarını dile getirdiğini söyledi. Velilerden aldıkları geri dönüşleri aktaran Karabörk, “Biz çocuklarımızla nasıl iletişim kuracağımızı bu hayat karmaşası, yorgunluk ve yoğunlukta bazen unutuyormuşuz; bize bunu tekrar hatırlattığınız için teşekkür ederiz” şeklinde değerlendirmeler yapıldığını anlattı. Çalışan anne ve babaların gündüz düzenlenen seminerlere katılımında güçlük yaşandığını belirten Karabörk, bu eksikliğin çevrim içi eğitimler ve kayıtlarla giderilmeye çalışıldığını ifade etti.

KÖY OKULUNDAKİ ÖĞRENCİLERE KİTAP HEDİYE EDİLDİ

Şubat ayında öğrenciler, okul yönetimi ve öğretmenlerinin desteğiyle farklı bir sosyal sorumluluk etkinliğine imza attı. Orhan Gazi Ortaokulu öğrencileri, Doğancı Ayşe Yılmaz Becikoğlu İlkokulu ve Ortaokulu öğrencilerine “İyilik Timi” kitabını hediye etti. Bu etkinlikle öğrencilerin yalnızca kendi arkadaşlarına değil, farklı okullardaki akranlarına karşı da dayanışma ve paylaşma duygusu geliştirmeleri hedeflendi. Karabörk, öğrencilerin zamanla iyilik çalışmalarını kendilerinin sahiplenmeye başladığını ve başka insanlara yardım etmek için çeşitli fikirler geliştirdiklerini anlattı.

ÖĞRETMENLERE KALPLİ ZARFLARDA TEŞEKKÜR MEKTUPLARI

Mart ayında Ramazan ayı dolayısıyla öğretmenlere yönelik farklı bir etkinlik düzenlendi. Öğrenciler, proje boyunca yaşadıkları deneyimleri ve öğrendikleri nezaket davranışlarını öğretmenlerine mektuplarla anlattı. Hazırlanan mektuplar, içerisinde paketli hurma ve kahve bulunan kalpli zarflarla öğretmenlere ulaştırıldı. Nisan ayında ise sevgi ve iyilik temalı şiir çalışmaları gerçekleştirildi. Öğrencilerin hazırladığı eserler değerlendirilirken dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi. Mayıs ayında Doç. Dr. Şeyda Karabörk tarafından öğrencilere “Nezaketin Kalbi Atıyor” başlıklı bir sunum yapıldı. Sunumda nezaketin günlük yaşamdaki önemi ve olumlu sosyal ilişkiler ile sağlık arasındaki bağlantı ele alındı.

OKULUN DUVARLARINA 13 NEZAKET GÖRSELİ YAPILDI

Projenin kalıcı hale gelmesi amacıyla okulun fiziksel ortamında da değişiklikler gerçekleştirildi. Haziran ayında okulun farklı noktalarına toplam 13 nezaket temalı duvar resmi hazırlandı. Okul girişinden merdivenlere, idari birimlerin yakınından öğretmenler odası ve kantin çevresine kadar birçok alana sevgi, saygı, hoşgörü, iyilik ve yardımlaşma kavramlarını anlatan görseller yerleştirildi. “Nezaketin Kalbi Bu Okulda Atıyor”, “İyilik İyidir” ve “Nezaket İnsana Yakışan En Güzel Elbisedir” gibi ifadeler, öğrencilerin her gün karşılaştığı mesajlar haline geldi. Görsellerin hazırlanmasında Sanatçı Nihal Ünal Yıldız ve öğrencilerin de desteği alındı.

KANTİN GÖREVLİSİ DEĞİŞİMİ ANLATTI: “DAHA SAYGILI OLDULAR”

Projenin öğrencilerin günlük yaşamına yansıdığı en dikkat çekici alanlardan biri okul kantini oldu. Bolu Nabız Gazetesi’ne konuşan okulun kantin görevlisi, proje öncesinde bazı öğrencilerin isteklerini emir verir gibi ifade edebildiğini, ancak uygulamayla birlikte davranışlarında olumlu değişiklikler gözlemlediğini söyledi. Kantin görevlisi, “Bir yıl sonucunda tabii ki öğrencilerin davranışları daha bir şekilde değişti. Daha bir saygılı oldular” dedi. Öğrencilerin eski ve yeni davranışları arasındaki farkın sorulması üzerine ise, “Önceki halleri daha böyle emrivaki davranabiliyorlardı. Şimdi daha böyle bir... davranışları düzeldi” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Şeyda Karabörk de kantin çalışanlarından benzer geri dönüşler aldıklarını belirterek, öğrencilerin artık su isterken bile daha özenli bir dil kullandıklarını anlattı. Karabörk, öğrencilerin daha önce emir cümleleri kurarken artık “Rica etsem bir su alabilir miyim?” ve “Teşekkür ederim” gibi ifadelerle iletişim kurmaya başladıklarını aktardı.

MÜDÜR TOPAL: “İYİ İNSANLAR YETİŞTİRMEK GÖREVİMİZDİR”

2019 yılından bu yana Orhan Gazi Ortaokulu Müdürlüğü görevini yürüten Ahmet Topal da Bolu Nabız Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, projenin öğrencilerin akademik başarılarının yanında karakter gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirildiğini söyledi. Okulun yalnızca ders başarısına odaklanmaması gerektiğini vurgulayan Topal, “Öncelikle biz akademik anlamda çok başarılı öğrenciler yetiştiriyoruz. Bunun yanı sıra davranışlarıyla da örnek olan, iyi insan olan vatandaşlar yetiştirmek görevimizdir diye düşünerek buradan hareketle üniversitede hocamız olan Şeyda hocamızla birlikte düşündük, aynı zamanda velimizdir, bu nezaket projesini hayata geçirmeyi planladık” dedi.

Projeyle birlikte öğrencilerin birbirlerine karşı davranışlarında olumlu değişiklikler gözlemlediklerini belirten Topal, “Bunun neticesinde de öğrencilerimizin birbirlerine karşı daha nezaketli, daha saygılı olduklarını gördük. Bu da bizi mutlu etti” ifadelerini kullandı.

Topal, insani, kültürel ve manevi değerlerin farklı etkinliklerle çocuklara kazandırılmaya çalışıldığını ifade ederek, üniversite akademisyenleriyle birlikte öğrencilere ve velilere seminerler düzenlediklerini, kitap okuma etkinlikleri gerçekleştirdiklerini ve iyilik timleri oluşturduklarını anlattı.

“NEZAKET ANLATILARAK DEĞİL, YAŞANILARAK HİSSEDİLİR”

Okul Müdürü Ahmet Topal, projeden elde edilen en önemli kazanımın nezaketin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi olduğunu belirtti. Topal, “Öncelikle nezaket dediğimiz şey anlatılarak değil tabii ki yaşanılarak hissedilir” dedi.

Okulun öğrencileri, öğretmenleri, velileri, servis şoförleri, kantin görevlileri ve diğer çalışanlarıyla büyük bir aile olduğunu vurgulayan Topal, proje sürecinde bu ailenin bütün üyelerinin birbirlerine karşı daha saygılı ve nazik davranmaya başladığını gözlemlediklerini söyledi. Topal, öğrencilerin yalnızca okul içerisindeki davranışlarının değil, çevrelerindeki insanlara karşı yaklaşımlarının da geliştirilmesinin amaçlandığını belirtti.

AİLELER ÇOCUKLARINDAKİ DEĞİŞİMİ ANLATTI

Projenin aileler üzerindeki etkisine de değinen Topal, başlangıçta bazı velilerin çalışmanın nasıl uygulanacağı konusunda tereddüt yaşadığını ancak bilgilendirme toplantılarının ardından desteğin arttığını ifade etti. Topal, “Aileler bu işe öncelikle hani 'Nasıl olacak falan?' gibisinden yaklaşımlarda bulundular. Ama bilgilendirme toplantıları yapıldı. Desteklerini tam gördük ve uygulama sonucunda da çocuklarındaki olumlu değişiklikleri bizlere anlattılar” dedi. Velilerin geri bildirimlerinin kendilerini memnun ettiğini belirten Topal, okul ve aile iş birliğinin projenin başarısında önemli rol oynadığını vurguladı.

“BU BİR SÜREÇTİR, DAVRANIŞLARA YANSIMASI ZAMAN ALIYOR”

Nezaket kültürünün kısa sürede oluşmadığına dikkat çeken Topal, projenin uzun soluklu bir çalışma olduğunu belirtti. Topal, “Bu bir süreçtir. Yani sözle olmuyor, davranışlara yansıması zaman alıyor. İçini doldurmak gerekiyor tabii ki. Konuştuğumuzu hayata geçirmek, içselleştirmek önemliydi” dedi. Çocukların yetişkinleri örnek aldığını belirten Topal, nezaket davranışlarının öncelikle öğretmenler ve diğer yetişkinler tarafından benimsenmesi gerektiğini söyledi. Projenin üçüncü yılına girdiğini ve devam ettiğini ifade eden Topal, önceki yıl “Ailem Zırhımdır” adıyla gerçekleştirilen çalışmayla da aile bağlarının ve değerler eğitiminin desteklendiğini anlattı.

REHBERLİK SERVİSİNDEN OLUMLU GERİ BİLDİRİMLER

Projenin etkileri yalnızca yönetici ve çalışanların gözlemleriyle sınırlı kalmadı. Okulun rehberlik servisi tarafından hazırlanan değerlendirmelerde de öğrencilerin iletişim biçimlerinde olumlu değişiklikler yaşandığı bildirildi. Okulun geri bildirim raporuna göre öğrencilerin “lütfen”, “teşekkür ederim” ve “özür dilerim” gibi ifadeleri daha sık kullanmaya başladıkları gözlemlendi.

Öğrencilerin arkadaşlarının duygularını anlama, birbirlerine destek olma ve grup çalışmalarında iş birliği yapma becerilerinde gelişme kaydedildiği belirtildi. Aynı değerlendirmede, alay etme, dışlama ve kırıcı ifadeler kullanma gibi davranışların azaldığı, küçük anlaşmazlıkların konuşularak çözülmesi yönünde ilerleme sağlandığı ifade edildi. Okulun rehberlik servisi, öğrenciler arasında yaşanan kavga, sözlü tartışma ve dışlayıcı davranışlarda da azalma gözlemlediklerini bildirdi. Bu sonuçlar okul yönetimi ve rehberlik biriminin gözlemlerine dayanırken, proje kapsamında elde edilen değişimlere ilişkin karşılaştırmalı sayısal disiplin verileri paylaşılmadı.

ÖĞRETMENLERİN İLETİŞİM DİLİ DE DEĞİŞTİ

Projenin öğretmenler üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde, öğrencilerle kurulan iletişimde daha sabırlı, yapıcı ve kapsayıcı bir dil kullanılmaya başlandığı belirtildi.

Öğretmenlerin sınıf yönetiminde yalnızca uyarı ve disiplin uygulamalarına odaklanmak yerine öğrencilerin davranışlarının nedenlerini anlamaya yönelik bir yaklaşım geliştirdikleri kaydedildi. Rehberlik çalışmalarında da nezaket ve empati kavramlarının daha sık vurgulandığı ifade edildi. Okulun rehberlik öğretmeni tarafından hazırlanan değerlendirmede, bireysel görüşmelerde ve grup etkinliklerinde nezaket temasının sürekli işlendiği, bu yaklaşımın diğer öğretmenlerin tutumlarına da olumlu yansıdığı belirtildi. Projenin okul içerisindeki aidiyet duygusunu güçlendirdiği, öğrencilerin kendilerini daha değerli hissetmelerine ve okula daha istekli gelmelerine katkıda bulunduğu aktarıldı.

NEZAKET İLE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Projenin diğer değerler eğitimi çalışmalarından ayrılan yönlerinden biri de nezaketin sağlıkla ilişkilendirilmesi oldu. BAİBÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve immünoloji uzmanı Doç. Dr. Şeyda Karabörk, projeyi geliştirirken psikoloji, sinir sistemi ve bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimi inceleyen psikonöroimmünoloji alanından yararlandığını anlattı. Karabörk, “Pek çok kişi beni bir tıp fakültesi akademisyeni, bir immünoloji uzmanı, bağışıklık sistemi uzmanı olarak tanıyor. Genellikle immünoloji de aşı çalışmalarıyla, mikroplarla ilgilenen, bunlara karşı bağışıklık yanıtı konuşan bir bilim dalı. Ancak ben immünolojinin yalnızca laboratuvarda ya da tıp fakültesi duvarları arasında kalmaması gerektiğini; toplumsal sağlığa dokunan hem sosyal hem de psikonöroimmünolojik yani psikolojimizi, beynimizi ve immün sistemimizi inceleyen bir boyutu olduğuna inanıyorum” dedi.

Kronik stres, öfke ve akran zorbalığı gibi olumsuz sosyal etkenlerin çocukların ruhsal ve fiziksel sağlığı üzerinde etkili olabileceğini belirten Karabörk, stres hormonu kortizolün uzun süre yüksek düzeyde olmasının bağışıklık sisteminin işleyişini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Nezaket, sevgi ve olumlu iletişim yoluyla öğrencilerin stres düzeylerinin azaltılmasının hedeflendiğini ifade eden Karabörk, okul ortamında güven ve aidiyet duygusunun güçlendirilmesini önemsediklerini söyledi.

Projenin bu yaklaşımı, nezaket ve olumlu sosyal ilişkilerin çocukların genel iyilik halini destekleyebileceği düşüncesine dayanıyor. Bununla birlikte öğrencilerin bağışıklık sistemi veya stres hormonları üzerinde projeye bağlı bir değişim olup olmadığına ilişkin tıbbi ölçüm sonuçları sunulmadı.

“TEK BİR KİŞİ BİLE GÜZEL ŞEYLER YAPABİLİYORMUŞ”

Projenin başlangıçta tek bir okul için planlandığını ancak zamanla daha geniş bir alana yayılmasının gündeme geldiğini anlatan Karabörk, bireysel girişimlerin toplumsal değişimlere öncülük edebileceğini söyledi. Karabörk, “Ben bu projeye başladığımda tek bir kişiydim ama şu an Bolu iline yayılması konuşuluyor. Demek ki tek bir kişi bile güzel şeyler yapabiliyormuş toplum için” dedi. Öğrencilerin üst sınıflara geçmesiyle birlikte nezaket kültürünün yeni gelen öğrencilere de aktarıldığını belirten Karabörk, okula başlayan küçük yaştaki öğrencilere büyük sınıflardaki öğrenciler tarafından hoş geldin çiçekleri sunulduğunu anlattı. Bu uygulamayla okulun mevcut öğrencilerinin yeni gelenlere örnek olmalarının ve nezaket anlayışının yıllar içerisinde sürdürülmesinin amaçlandığı belirtildi.

HEDEF: NEZAKET PROJESİNİ BOLU GENELİNE YAYMAK

Orhan Gazi Ortaokulu’nda başlayan çalışmanın diğer okullara da örnek olması hedefleniyor. Projenin 9 Ekim 2025 tarihinde Bolu'daki okul müdürlerine yönelik gerçekleştirilen bilgilendirme sunumunda, uygulamanın yaygınlaştırılmasına ilişkin hedefler de paylaşıldı. Bu kapsamda Bolu'daki ortaokullarda nezaket panoları ve iyilik elçileri oluşturulması, her okulda yılda en az bir kez “İyilik Haftası” düzenlenmesi, il düzeyinde “Nezaketin Kalbi Atıyor Zirvesi” gerçekleştirilmesi ve uygulamaların bir e-kitap rehberiyle diğer okullara aktarılması önerildi. Karabörk, Bolu'nun akran nezaketi konusunda pilot il haline getirilmesini ve projenin ilerleyen süreçte Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini ifade etti.

Milli Cimnastikçi Havva Esin Ergün’den Bir Büyük Başarı Daha
Milli Cimnastikçi Havva Esin Ergün’den Bir Büyük Başarı Daha
İçeriği Görüntüle

“NEZAKET İNSANA YAKIŞAN EN GÜZEL ELBİSEDİR”

Ailelere ve öğrencilere de çağrıda bulunan Karabörk, akran zorbalığıyla mücadelenin yalnızca okulların sorumluluğunda olmadığını, toplumun bütün kesimlerinin sürece katkı sunması gerektiğini vurguladı. Karabörk, “Gelin el birliğiyle çocuklarımıza ses olalım; akran zorbalığına karşı nezaketin kalbini hep birlikte en gür şekliyle attıralım. Çünkü benim mottom o, okulumuzun duvarına da yazdırdım bu sözü: 'Nezaket insana yakışan en güzel elbisedir'” dedi.

Okul Müdürü Ahmet Topal ise projenin hayata geçirilmesine destek veren BAİBÜ'ye, Doç. Dr. Şeyda Karabörk'e, İl Millî Eğitim Müdürlüğüne, Okul Aile Birliğine, öğretmenlere ve velilere teşekkür etti.

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin sosyal sorumluluk projesi olarak Orhan Gazi Ortaokulu’nda yürütülen “Nezaketin Kalbi Atıyor”, akran zorbalığıyla mücadelede yalnızca olumsuz davranışları engellemeye çalışmak yerine, öğrencilerin günlük yaşamında olumlu davranışları çoğaltmayı esas alan bir uygulama olarak dikkat çekiyor. Üniversitenin farklı akademik birimlerinin katkıları, okul yönetiminin çalışmaları ve ailelerin desteğiyle sürdürülen proje, Bolu genelinde yaygınlaştırılması hedeflenen bir eğitim modeli olarak öne çıkıyor.

Muhabir: Sinem Altunay