Kimi gençti kimi yaşlı, kimi erkek kimi kadın. Kimileri çocuktu, kimileri ortaokullu, liseli üniversiteli…

Yurdun dört bir yanından geldiler, Mehmet Akif’in ifadesi ile:

‘Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? / Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! / Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.’ diyerek kanları ile 18 Mart Çanakkale Destanını yazıverdiler.

***

Onlar ki: 250 bin yiğitti, 250 bin kınalı kuzu, 250 bin Seyit onbaşı, Yahya çavuş idi.

Onlar ki: Vatan savunmasına koşan 250 bin Mücahide Hatice Hanım, Nezahat Onbaşı ve Zeynep Mido Çavuş idi.

Onlar ki: Kitabını, oyununu, yarınını bırakıp ‘Ana ben gidiyom düşmana karşı’ diyerek Çanakkale’ye koşan ortaokullu çocuklar, liseli, üniversiteli gençlerdi.

Onlar ki: ‘Vatana düşman ayağı basmasın’ diye elindeki tebeşiri kalemi bırakıp silahı kuşanan muallimler, henüz okumaya başladıkları ilk sınıfını bırakıp vatan müdafaasına koşan tıbbiyelilerdi.

Onlar ki: Orhan Şaik Gökyay’ın, ‘İleri atılıp sellercesine / Göğsünden vurulup tam ercesine, / Bir gül bahçesine girercesine, / Şu kara toprağa girenlerindir’ dizelerinde ifade ettiği gibi bizlere bu toprakları yeniden yurt, yeniden vatan eylemek için can verenlerdi.

***

Geçtiğimiz hafta Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri ‘ BİR ÖLÜR, BİN DİRİLİRİZ’ oratorya gösterisini sergilerlerken, şehitlerimizin ruhları içlerine mi girmişti ne?

Mehmet’in vatanı uğruna ailesini gözünü kırpmadan geride bırakarak cepheye koşmasını ve orada yaşadığı destansı mücadelesini hem yaşadılar hem de yaşattılar bizlere.

Her biri ‘ Ana ben gidiyom, düşmana karşı’ diyen bir Mehmet, bir Hatice Hanım bir Nezahat onbaşı idi.

***

Ülkemizin etrafının ateş çemberi olduğu şu günlerde MİLLİ BİRLİK ve BERABERLİĞE o kadar çok ihtiyacımız var ki…

İşte bu günlerde bizleri duygulandıran, bir milletin ortak tarihini, istiklal ve istikbal mücadelesini gelecek nesillere aktaran

Ve de…

Milli bayramların ve günlerin bir milletin ortak tarihi olduğunu hatırlatan toplumsal hafıza, toplumsal birlik, dayanışma ve kimlik duygusunu güçlendiren, tarihsel bilinci taze tutan milli gururu ve vatanseverlik duygularını artıran bu gösteride, emeği geçen öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi kutluyorum.

***

Gölyüzü İzzet Baysal Anadolu Lisesi öğrencilerinin ‘ GÖLGEN YETER’ Bolu İzzet Baysal Anadolu Lisesi öğrencilerinin ‘ KORKMA! GENÇLİĞİN RUHU BURADA’ ve en son Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi öğrencilerinin, ‘BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ’ oratoryosu gösterisini seyrederken, bize emanet olan gençliğimizin doğru istikamete çevrildiğini görünce; İstiklal Marşımızı Arapça okutmaya kalkan birkaç kötü örneğe rağmen gelecek adına ümitlendim.

Çünkü gençliğimiz bu ülkenin geleceği, vicdanı, cesareti, hayal gücü ve teminatıdır; umutlarıdır.

Eğer gençlerimiz MİLLİ KİMLİKten uzaklaşırlarsa; kültür emperyalizminin ellerinde hormonlaşmış bir hale dönüşürlerse kaybeden bu ülkenin yarınları olacaktır.

***

Bir önceki hafta ‘KORKMA’ başlıklı köşe yazımda Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Cemal Turan’ a seslenmiş, ‘Üç buçuk, dört ay çalışılan bu anlamlı programlar, sergilenen salonda kalmamalı, bir şekilde diğer öğrencilerimiz ile buluşturulmalı’ demiştim.

‘Önümüzdeki 15 gün içinde çocuklarımızın sınavları var, daha sonra bir plan dâhilinde buluşturacağız’ cevabı geldi.

Duyarlılığınızdan dolayı sizlere de teşekkür ederim.